Anasayfa / Blog / Yökdil Sağlık Çıkmış Kelimeler

Yökdil Sağlık Çıkmış Kelimeler

Yökdil Sağlık Çıkmış Kelimeler



Güncelleme: 20 Ekim 2026 · Hazırlayan: SAGLIKINGILIZCES.COM· Okuma süresi: ~10 dk

Kısa cevap
  • Bu sayfada 857 YÖKDİL Sağlık kelimesi var: 596 tanesi YÖKDİL Sağlık çıkmış kelimeler listemizden, kalanı ek kelime listesinden. Her kelimenin Türkçe anlamı ve sınavda yerine geçebilen yakın anlamlıları verildi.
  • Son on sınavın örnek kitapçıklarına baktığımızda kelime sorularında en çok -ly ile biten zarflar (precisely, thoroughly, sufficiently) ve akademik isimler (prevalence, predisposition) çıkıyor.
  • Listenin tamamını PDF olarak ücretsiz indirebilir, sayfadaki arama kutusuyla kelime arayabilir, mini testle kendinizi deneyebilirsiniz.

“YÖKDİL Sağlık kelimeleri” ve “YÖKDİL Sağlık kelime listesi pdf”, sınava hazırlananların Google'da en çok aradığı ifadeler arasında. Bu yazıda derslerimizde kullandığımız çıkmış kelimeler listesini ve ek kelime listesini tek bir yerde topladık. Kelimeleri sözcük türüne göre ayırdık, Türkçe anlamlarını ve sınavda birbirinin yerine kullanılan yakın anlamlılarını ekledik. Ayrıca ÖSYM'nin yayımladığı örnek kitapçıklarda kelime sorularında hangi kelimelerin çıktığını inceledik.

YÖKDİL Sağlık  kelime bilgisi neden belirleyici?

YÖKDİL Sağlık 80 sorudan oluşur. Kelime bilgisi yalnızca kelime sorularında değil, sınavın neredeyse her bölümünde puanı doğrudan etkiler:

Soru aralığıSoru tipiKelime bilgisi nerede devreye girer?
1–20Kelime ve dil bilgisiİlk sorular doğrudan kelime sorusudur: cümledeki boşluğa uyan kelimeyi seçersiniz.
21–30Boşluk doldurma (cloze)Parça içindeki boşluklarda kelime, edat ve bağlaç seçimi.
31–41Cümle tamamlamaCümlenin anlamını kurmak için anahtar kelimeleri tanımak.
42–53Çeviri (İng→Tür, Tür→İng)Doğru seçenek, aynı fikri çoğu zaman eş anlamlı kelimelerle verir.
54–65Paragraf tamamlama, anlam bütünlüğüParagrafın akışını bozan cümleyi bulmak için konu kelimelerini izlemek.
66–80Okuma parçalarıSorular parçadaki ifadeleri yakın anlamlı kelimelerle yeniden yazar.

Bu yüzden listede her kelimenin yanına yakın anlamlılarını da ekledik: çeviri ve okuma sorularında doğru seçeneği bulmanın en hızlı yolu, aynı fikrin farklı kelimelerle yazıldığını fark etmek.

YÖKDİL Sağlık çıkmış kelimeler: son sınavlarda kelime sorularında neler çıktı?

ÖSYM her YÖKDİL oturumundan sonra soruların bir bölümünü (yaklaşık %10'unu) temel soru kitapçığı olarak yayımlıyor. Aşağıdaki tablo, bu kitapçıklardaki kelime sorularında seçenek olarak çıkan kelimeleri Türkçe anlamlarıyla gösteriyor. Seçenekleri alfabetik sıraladık; doğru cevabı görmek için kitapçığın cevap anahtarına bakabilirsiniz.

SınavTürKelime sorusundaki seçenekler
2026-YÖKDİL/2Zarfappropriately uygun şekildeconstructively yapıcı biçimdeimplicitly örtük olarakprogressively giderek, aşamalı olarakprolifically bol miktarda, verimli biçimde
2026-YÖKDİL/1Zarfadversely olumsuz yöndedetrimentally zararlı biçimdeintuitively sezgisel olarakrestrictively kısıtlayıcı biçimdethoroughly tamamen, etraflıca
2025-YÖKDİL/2Fiilexamined incelemekinduced neden olmak, tetiklemekmitigated hafifletmekretained korumak, tutmaksubstituted yerine koymak
2025-YÖKDİL/1Fiilalleviate hafifletmekenhance artırmak, geliştirmekhandle ele almak, başa çıkmakobtain elde etmeksignify göstermek, işaret etmek
2024-YÖKDİL/2Zarfinevitably kaçınılmaz olarakprecisely tam olarak, kesin olarakrandomly rastgelereluctantly isteksizcesuperficially yüzeysel olarak
2024-YÖKDİL/1İsimadequacy yeterlilikcontradiction çelişkidiversity çeşitlilikreputation itibar, ünseparation ayrılma
2023-YÖKDİL/2Zarfcoincidentally tesadüfendevastatingly yıkıcı biçimdereluctantly isteksizcesufficiently yeterincevaguely belli belirsiz
2023-YÖKDİL/1İsimconvenience kolaylık, uygunlukimplementation uygulamaprevalence yaygınlık, sıklıkrequirement gereklilik, şartvalidity geçerlilik
2022-YÖKDİL/2İsimanticipation beklenticonformity uygunluk, uyuminferiority aşağılık, düşüklükpredisposition yatkınlıkvariance farklılık, varyans
2022-YÖKDİL/1Phrasal verbadhere to bağlı kalmak, uymakbreak down bozulmak, parçalanmakcall off iptal etmekhand over teslim etmek, devretmekinterfere with engellemek, müdahale etmek

Kaynak: ÖSYM YÖKDİL İngilizce Sağlık Bilimleri temel soru kitapçıkları (2022–2026). Soruların telif hakkı ÖSYM'ye aittir; tabloda yalnızca seçeneklerdeki kelimeler yer alıyor. Kitapçıkların tamamına YÖKDİL Sağlık çıkmış sorular sayfamızdan ulaşabilirsiniz.

Bu tablodan çıkan 3 ders

  • Zarflar çok sık soruluyor. On örneğin dördü -ly ile biten zarf sorusu. Zarfları sıfat köküyle birlikte öğrenin: precise → precisely, progressive → progressively, sufficient → sufficiently. Bu sıfatların hepsi aşağıdaki listede var.
  • Kelime aileleri önemli. adequate → adequacy, predisposed to → predisposition, prevalent → prevalence. Bir kelimeyi öğrenirken isim, sıfat ve zarf hâllerine de bakın.
  • Kelimeler tekrar ediyor. reluctantly hem 2023-YÖKDİL/2 hem 2024-YÖKDİL/2 kitapçığında seçenekler arasındaydı. 2025-YÖKDİL/2'deki examine, induce, mitigate, retain ve substitute seçeneklerinin hepsi de aşağıdaki çıkmış kelimeler listesinde var.

YÖKDİL Sağlık Çıkmış Kelime Listesi (857 kelime)

Yökdil Sağlık çıkmış kelimeler ve yökdil sağlık kelime listesi : Liste, sözcük türüne göre dört bölüme ayrıldı. Kırmızı noktalı kelimeler YÖKDİL Sağlık çıkmış kelimeler listemizden, noktasızlar ek kelime listesinden. Arama kutusuna İngilizce ya da Türkçe yazarak kelime bulabilir, yalnızca çıkmış kelimeleri gösterebilirsiniz.

LİSTE

YÖKDİL Sağlık Kelimeleri: Ara ve Filtrele

Çıkmış kelimeler listesinden · ≈ yakın anlamlılar · 857 kelime

Fiiller (Verbs)402 kelime
İngilizceTürkçe anlamı
abandonterk etmek≈ renounce
abolishortadan kaldırmak≈ eliminate
abortgebeliği sonlandırmak; durdurmak
abstain from smokingsigara içmekten kaçınmak≈ avoid smoking, refrain from smoking
acceleratehızlanmak; hızlandırmak
accommodateuyumlu hale getirmek≈ conform
accommodate touyum sağlamak; uyarlamak≈ adapt to, adjust to, conform to
accompanyeşlik etmek
accomplishbaşarmak; elde etmek≈ achieve
account foraçıklamak; oluşturmak
account for 20%yüzde 20'sini oluşturmak
accumulatebirikmek; biriktirmek≈ build up
accuse ofsuçlamak≈ blame for, charge with
achievebaşarmak; elde etmek≈ accomplish
acknowledgeolarak görmek; kabul etmek≈ consider, regard, view
acquireedinmek; elde etmek≈ attain
act asişlevi görmek≈ function as, serve as
adaptuyum sağlamak; uyarlamak≈ adjust
adapt touyum sağlamak; uyarlamak≈ accommodate to, adjust to, conform to
adjustayarlamak≈ adapt
adjust touyum sağlamak; uyarlamak≈ accommodate to, adapt to, conform to
advanceilerletmek; gelişmek≈ promote
advisetavsiye etmek≈ recommend, suggest
aggravateağırlaştırmak; kötüleştirmek≈ degrade, deteriorate, undermine, worsen
alignhizalamak; aynı doğrultuya getirmek≈ line up
allocatetahsis etmek; ayırmak
alterdeğiştirmek; değişime uğramak≈ change, modify, mutate
amenddeğiştirmek≈ modify
applybaşvurmak; uygulamak; geçerli olmak
apply for a jobişe başvurmak
appreciatetakdir etmek
arouseuyandırmak; tetiklemek≈ provoke, stimulate a feeling
articulatedile getirmek; açıkça ifade etmek
ask foristemek; talep etmek
assessdeğerlendirmek≈ evaluate
assignatamak; görevlendirmek
associateatfetmek; ilişkilendirmek≈ attribute, refer
assumevarsaymak≈ suppose
attainedinmek; elde etmek≈ acquire
attributeatfetmek; ilişkilendirmek≈ associate, refer
augmentartırmak≈ boost, empower, fortify, strengthen
avoidkaçınmak; sakınmak
avoid smokingsigara içmekten kaçınmak≈ abstain from smoking, refrain from smoking
banyasaklamak≈ forbid, prohibit
be composed ofoluşmak; meydana gelmek≈ be comprised of, be made up of
be comprised ofoluşmak; meydana gelmek≈ be composed of, be made up of
be exposed tomaruz kalmak≈ be subject to
be made up ofoluşmak; meydana gelmek≈ be composed of, be comprised of
be subject tomaruz kalmak≈ be exposed to
bear importanceönem taşımak
bear in mindakılda tutmak
beat covidCOVID'i yenmek
behavedavranmak
blame forsuçlamak≈ accuse of, charge with
boostartırmak; güçlendirmek≈ augment, empower, fortify, strengthen
build upbirikmek; biriktirmek≈ accumulate
call forgerektirmek≈ necessitate, require
carry outyapmak; gerçekleştirmek; yerine getirmek≈ do, fulfil, implement, perform
ceasedurdurmak; sonlandırmak≈ discontinue, halt
challengemeydan okumak≈ test
change fiil, isimdeğiştirmek; değişime uğramak≈ alter, alteration, modify, mutate
characterizekarakterize etmek≈ define
chargesuçlamak; ücret talep etmek
charge a lot of moneyyüksek ücret talep etmek
charge withsuçlamak≈ accuse of, blame for
chewçiğnemek
combinebirleştirmek
come acrosskarşılaşmak; yüzleşmek≈ confront, encounter, face
come up withbulmak; ortaya atmak
commencebaşlatmak≈ embark, induce, initiate, launch, start, trigger
communicateiletmek; iletişim kurmak≈ convey
comparekarşılaştırmak
comply with protocolprotokole uymak
compromiseuzlaşmak; işlevini bozmak; zayıflatmak
conceivehamile kalmak; anlamak; tasarlamak; kavramak≈ grasp, perceive, understand
concentrateodaklanmak≈ focus
confinekısıtlamak; sınırlandırmak≈ restrict
confirmdoğrulamak≈ corroborate
conformuymak≈ accommodate
conform touyum sağlamak; uyarlamak≈ accommodate to, adapt to, adjust to
confrontkarşılaşmak; yüzleşmek≈ come across, encounter, face
confusekafasını karıştırmak
conservekorumak≈ protect
considerolarak görmek; kabul etmek≈ acknowledge, regard, view
consumetüketmek
containiçermek; kontrol altında tutmak
contain riskrisk barındırmak
convertdönüştürmek
conveyiletmek; göndermek≈ communicate, send, transmit
convey a signalsinyal iletmek
corroboratedoğrulamak≈ confirm
countsaymak
craftustalıkla oluşturmak; tasarlamak≈ draft
crave forözlem duymak; arzulamak≈ long for
createoluşturmak; yaratmak≈ generate
criticizeeleştirmek≈ reproach
curbdizginlemek; sınırlamak≈ decrease, diminish, lessen, reduce
curetedavi etmek; iyileştirmek≈ heal, remedy, treat
customizeihtiyaca göre tasarlamak; uyarlamak≈ devise, engineer, tailor
deceaseölmek; hayatını kaybetmek≈ pass away
deceivealdatmak; yanıltmak
declineazalmak≈ decrease
decreaseazalmak; azaltmak≈ curb, decline, diminish, lessen, reduce
deduceçıkarsamak≈ infer
defendsavunmak≈ justify
definetanımlamak≈ characterize, specify
degradebozmak; niteliğini düşürmek≈ aggravate, deteriorate, undermine, worsen
deliver a babybebek doğurmak; doğum yaptırmak
demonstrategöstermek; ortaya koymak≈ illustrate
departayrılmak
dependbağlı olmak≈ rely
depend onbağlı olmak; güvenmek≈ rely on
depletetüketmek; tükenmesine yol açmak≈ exhaust
designatebelirlemek; atamak; adlandırmak
detainalıkoymak; tutuklamak
detercaydırmak; vazgeçirmek
deterioratekötüleşmek; bozulmak≈ aggravate, degrade, impair, impede, undermine, worsen
determinebelirlemek
deviateyolundan sapmak
deviseihtiyaca göre tasarlamak; uyarlamak≈ customize, draft, engineer, tailor
diagnose withbir hastalık tanısı koymak
digressedkonudan sapmış; yolundan sapmış
diminishazalmak; azaltmak≈ curb, decrease, lessen, reduce
directyönlendirmek≈ steer
disappearkaybolmak; yok olmak≈ vanish
dischargetaburcu etmek; boşaltmak≈ dismiss
discloseaçığa çıkarmak≈ reveal
discontinuedurdurmak; sonlandırmak≈ cease, halt
dismissgörevden almak; reddetmek; taburcu etmek≈ discharge
disruptbozmak; aksatmak≈ disturb, spoil
disturbbozmak; aksatmak≈ disrupt, spoil
divertyönünü değiştirmek; saptırmak
doyapmak; gerçekleştirmek; yerine getirmek≈ carry out, fulfil, implement, perform
drafttasarlamak≈ craft, devise
dropdüşmek; azalmak≈ dwindle, fall, go down, plummet
duplicatekopyalamak; taklit etmek≈ imitate, mimic, replicate
dwindlegiderek azalmak≈ drop, fall, go down, plummet
easehafifletmek; azaltmak; rahatlatmak≈ facilitate, mitigate, relieve
elevateyükseltmek; artırmak≈ go up, increase, rise
eliminateortadan kaldırmak; yok etmek≈ abolish, eradicate, remove, sweep away, wipe out
embarkbaşlatmak≈ commence, induce, initiate, launch, start, trigger
employkullanmak≈ use, utilize
empowergüçlendirmek; yetkilendirmek≈ augment, boost, fortify, strengthen
encounterkarşılaşmak; yüzleşmek≈ come across, confront, face
encourageteşvik etmek≈ stimulate
end up withsonuçta bir durumla karşılaşmak; ile sonuçlanmak
engineerihtiyaca göre tasarlamak; uyarlamak≈ customize, devise, tailor
enhancegeliştirmek; artırmak
ensuregaranti etmek≈ guarantee
entailgerektirmek; beraberinde getirmek
entitlehak vermek; yetkilendirmek; adlandırmak
enumeratesıralamak≈ list
envisageöngörmek; gözünde canlandırmak
eradicateortadan kaldırmak; yok etmek≈ eliminate, sweep away, wipe out
escalateartmak; tırmanmak; şiddetlenmek
estimatetahmin etmek; öngörmek≈ approximate, forecast, foresee, predict
evaluatedeğerlendirmek≈ assess
evaporatebuharlaşmak
examineincelemek; muayene etmek
excludehariç tutmak≈ omit
exert forcekuvvet uygulamak
exhausttüketmek; bitirmek≈ deplete
exhibit a problembir sorun göstermek; sorun sergilemek
existvar olmak
expandgenişlemek; genişletmek≈ grow
experiencegeçirmek; yaşamak≈ go through, undergo
exposeaçığa çıkarmak; maruz bırakmak≈ subject to
expose tomaruz bırakmak
facekarşılaşmak; yüzleşmek≈ come across, confront, encounter
facilitatekolaylaştırmak≈ ease, streamline
fadesolmak
fail toyapamamak; başaramamak
faintbayılmak≈ pass out
falldüşmek; azalmak≈ drop, dwindle, go down, plummet
financefinanse etmek≈ fund
findbulmak≈ locate
flare upalevlenmek; şiddetlenmek
focusodaklanmak≈ concentrate
followtakip etmek≈ pursue
forbidyasaklamak≈ ban, prohibit
forecasttahmin etmek; öngörmek≈ estimate, foresee
foreseetahmin etmek; öngörmek≈ estimate, forecast
foreshadowönceden işaret etmek≈ predict
fortifygüçlendirmek≈ augment, boost, empower, strengthen
fulfilyapmak; gerçekleştirmek; yerine getirmek≈ carry out, do, implement, perform
function asişlevi görmek≈ act as, serve as
fundfonlamak≈ finance
generateüretmek≈ create
get overiyileşmek; toparlanmak≈ pull through, recover
give rise toyol açmak; ile sonuçlanmak≈ lead to, result in
go downdüşmek; azalmak≈ drop, dwindle, fall, plummet
go offbozulmak≈ spoil
go throughgeçirmek; maruz kalmak; yaşamak≈ experience, undergo
go upyükselmek; artmak≈ elevate, increase, rise
graspanlamak; kavramak≈ conceive, perceive, understand
growbüyümek; gelişmek≈ expand
guaranteegaranti etmek≈ ensure
guesstahmin etmek
haltdurdurmak; sonlandırmak≈ cease, discontinue
hand downnesilden nesile aktarmak≈ pass down
happenmeydana gelmek≈ occur, take place
harbour a virusvirüs barındırmak
harvesthasat etmek; doku almak
hastenacele etmek≈ hurry
healtedavi etmek; iyileştirmek≈ cure, remedy, treat
hinderengellemek; baskılamak≈ inhibit
hurryacele etmek≈ hasten
identifytanımlamak; belirlemek
ignoregörmezden gelmek≈ neglect
illustrategöstermek≈ demonstrate
imitatekopyalamak; taklit etmek≈ duplicate, mimic, replicate, simulate
immigrategöç etmek≈ migrate
impairişlevini bozmak; zayıflatmak≈ deteriorate, impede
impedeengellemek; güçleştirmek≈ deteriorate, impair
implementyapmak; gerçekleştirmek; yerine getirmek≈ carry out, do, fulfil, perform
implyima etmek≈ suggest
increaseartmak; artırmak≈ elevate, go up, rise
induceneden olmak; tetiklemek; başlatmak≈ commence, embark, initiate, launch, start, trigger
inferçıkarım yapmak≈ deduce
inheritmiras almak; kalıtımla edinmek
inhibitengellemek; baskılamak≈ hinder
initiatebaşlatmak≈ commence, embark, induce, launch, start, trigger
interpretyorumlamak
intervenemüdahale etmek
invadeişgal etmek≈ occupy
irrigatesulamak; dokuyu veya yarayı yıkamak
justifyhaklı çıkarmak≈ defend, warrant
keep up withayak uydurmak; yetişmek
launchbaşlatmak≈ commence, embark, induce, initiate, start, trigger
lead toyol açmak; ile sonuçlanmak≈ give rise to, result in
legislateyasa çıkarmak; yasalaştırmak
lessenazalmak; azaltmak≈ curb, decrease, diminish, reduce
lickyalamak
line upsıralamak; sıraya girmek≈ align
liquefysıvılaştırmak; sıvılaşmak
listlistelemek≈ enumerate
locatebulmak≈ find
long forözlem duymak; arzulamak≈ crave for
maintainsürdürmek; savunmak; ileri sürmek≈ sustain
manage tobaşarmak
migrategöç etmek; yer değiştirmek≈ immigrate
mimickopyalamak; taklit etmek≈ duplicate, imitate, replicate
miscarrydüşük yapmak
mistake forile karıştırmak; sanmak
mitigatehafifletmek; azaltmak; rahatlatmak≈ ease, relieve
modifydeğiştirmek; değişime uğramak≈ alter, amend, change, mutate
mutatedeğiştirmek; değişime uğramak≈ alter, change, modify
necessitategerektirmek≈ call for, require
neglectihmal etmek≈ ignore
noticefarkına varmak; fark etmek≈ realize
nourishbeslemek
object toitiraz etmek; karşı çıkmak
occupyişgal etmek≈ invade
occurmeydana gelmek≈ happen, take place
omitatlamak; hariç tutmak≈ exclude
oppressbaskılamak≈ suppress
overcomeüstesinden gelmek; yenmek
overlookgözden kaçırmak; göz ardı etmek
pass awayölmek; hayatını kaybetmek≈ decease
pass downnesilden nesile aktarmak≈ hand down
pass outbayılmak≈ faint
perceivealgılamak; kavramak; anlamak≈ conceive, grasp, understand
performyapmak; gerçekleştirmek; yerine getirmek; uygulamak≈ carry out, do, fulfil, implement
perishölmek; yok olmak; çürümek
plummethızla düşmek≈ drop, dwindle, fall, go down
pose a problemsorun teşkil etmek; sorun oluşturmak
pourdökmek≈ spill
predicttahmin etmek; öngörmek≈ estimate, foreshadow
present withbir belirti veya bulguyla başvurmak
present with high feveryüksek ateşle başvurmak
process fiil, isimişlemek; işlem; süreç
produceüretmek≈ yield
progressilerlemek
prohibityasaklamak≈ ban, forbid
proliferateçoğalmak; hızla artmak
prolonguzatmak
promoteteşvik etmek; geliştirmek≈ advance
prospergelişmek; zenginleşmek
protectkorumak≈ conserve
providesağlamak≈ render
provide O2 to tissuesdokulara oksijen sağlamak≈ supply O2 to tissues
provokeuyandırmak; tetiklemek≈ arouse, stimulate a feeling
pull throughiyileşmek; toparlanmak≈ get over, recover
pursuetakip etmek≈ follow
put ongiymek; takmak
raise a questionsoru ortaya atmak; soru uyandırmak
raise objectionitiraz etmek; itiraz uyandırmak
realizefarkına varmak; fark etmek≈ notice
recallhatırlamak; geri çağırmak≈ recollect, remember, retrieve
receivealmak
recollecthatırlamak; geri çağırmak≈ recall, remember, retrieve
recommendtavsiye etmek; önermek≈ advise, suggest
reconcileuzlaştırmak; yeniden bir araya getirmek
recoveriyileşmek; toparlanmak≈ get over, pull through, recuperate
recuperateiyileşmek; toparlanmak≈ recover
recurtekrarlamak; nüksetmek≈ relapse, repeat
reduceazaltmak≈ curb, decrease, diminish, lessen
referatfetmek; ilişkilendirmek≈ associate, attribute
refrain from smokingsigara içmekten kaçınmak≈ abstain from smoking, avoid smoking
regardolarak görmek; kabul etmek≈ acknowledge, consider, view
regressgerilemek
regressedgerilemiş
rehabilitaterehabilite etmek; işlevini yeniden kazandırmak
reinforcegüçlendirmek≈ strengthen
relapsetekrarlamak; nüksetmek≈ recur, repeat
releasesalmak; salgılamak
relievehafifletmek; azaltmak; rahatlatmak≈ ease, mitigate
relygüvenmek≈ depend
rely ongüvenmek; bağlı olmak≈ depend on
remedytedavi etmek; iyileştirmek≈ cure, heal, treat
rememberhatırlamak; geri çağırmak≈ recall, recollect, retrieve
removekaldırmak≈ eliminate
renderhale getirmek; sağlamak; sunmak≈ provide
renouncevazgeçmek≈ abandon
repealiptal etmek≈ revoke
repeattekrarlamak; nüksetmek≈ recur, relapse
replicatekopyalamak; taklit etmek≈ duplicate, imitate, mimic
reproachkınamak; sitem etmek≈ criticize
requiregerektirmek≈ call for, necessitate
resideikamet etmek; bulunmak
resolveçözmek≈ settle, solve
resort tobaşvurmak; çare olarak kullanmak
resort to amputationamputasyona başvurmak
respectsaygı duymak
respondtepki vermek; yanıtlamak
restoreeski haline getirmek; yeniden kazandırmak
restrictsınırlamak; kısıtlamak; sınırlandırmak≈ confine
result inyol açmak; ile sonuçlanmak≈ give rise to, lead to
retaintutmak; muhafaza etmek
retrievehatırlamak; geri çağırmak≈ recall, recollect, remember
revealaçığa çıkarmak≈ disclose
reversetersine çevirmek; geri döndürmek
reverteski durumuna dönmek≈ regression
revokeiptal etmek; geri almak≈ repeal
riseyükselmek; artmak≈ elevate, go up, increase
seegörmek
sendiletmek; göndermek≈ convey, transmit
serve asişlevi görmek≈ act as, function as
settleçözmek≈ resolve, solve
shieldkorumak; kalkan olmak
simulatetaklit etmek≈ imitate
slicedilimlemek
slidekaymak; kaydırmak
solveçözmek≈ resolve, settle
specifybelirtmek≈ define
spilldökmek≈ pour
spittükürmek
spoilbozmak; aksatmak; bozulmak≈ disrupt, disturb, go off
startbaşlatmak≈ commence, embark, induce, initiate, launch, trigger
starveaçlık çekmek
steeryönlendirmek≈ direct
stimulateteşvik etmek≈ encourage
stimulate a feelinguyandırmak; tetiklemek≈ arouse, provoke
storedepolamak; saklamak
streamlinesadeleştirmek; verimli hale getirmek≈ facilitate
strengthengüçlendirmek≈ augment, boost, empower, fortify, reinforce
strivemücadele etmek; çabalamak≈ struggle
strugglemücadele etmek; çabalamak≈ strive
subject tomaruz bırakmak; tabi tutmak≈ expose
suckemmek
suedava açmak
suffer frommuzdarip olmak
suggestönermek; işaret etmek; göstermek≈ advise, imply, recommend
supply O2 to tissuesdokulara oksijen sağlamak≈ provide O2 to tissues
supposevarsaymak≈ assume
suppressbaskılamak≈ oppress
surpassaşmak; geride bırakmak
survivehayatta kalmak; sağ çıkmak
suspenddurdurmak; askıya almak; kesmek
sustainsürdürmek; muhafaza etmek≈ maintain
swallowyutmak
sweep awayortadan kaldırmak; yok etmek≈ eliminate, eradicate, wipe out
tackleele almak; üstesinden gelmeye çalışmak≈ undertake
tailorihtiyaca göre tasarlamak; uyarlamak≈ customize, devise, engineer
take measuresönlem almak≈ take precaution
take placemeydana gelmek≈ happen, occur
take precautionönlem almak≈ take measures
testsınamak; test etmek≈ challenge
transmitiletmek; göndermek; bulaştırmak≈ convey, send
treattedavi etmek; iyileştirmek; davranmak≈ cure, heal, remedy
triggerbaşlatmak≈ commence, embark, induce, initiate, launch, start
undergogeçirmek; maruz kalmak; yaşamak≈ experience, go through
underminezayıflatmak; baltalamak≈ aggravate, degrade, deteriorate, weaken, worsen
understandanlamak; kavramak≈ conceive, grasp, perceive
undertakeüstlenmek≈ tackle
untieçözmek
usekullanmak≈ employ, utilise, utilize
utilisekullanmak≈ use
utilizekullanmak≈ employ, use
vanishkaybolmak; yok olmak≈ disappear
viewolarak görmek; kabul etmek≈ acknowledge, consider, regard
warrantgerektirmek; haklı kılmak; garanti etmek≈ justify
weakenzayıflatmak≈ undermine
wearyıpranmak; yıpratmak≈ wear out
wear clothesgiysi giymek
wear makeupmakyaj yapmak; makyajlı olmak
wear outyıpranmak; yıpratmak≈ wear
wipe outortadan kaldırmak; yok etmek≈ eliminate, eradicate, sweep away
withdrawgeri çekilmek; içine kapanmak; kesmek
worsenkötüleşmek; kötüleştirmek≈ aggravate, degrade, deteriorate, undermine
yieldvermek; üretmek≈ produce
yield resultssonuç vermek
İsimler (Nouns)230 kelime
İngilizceTürkçe anlamı
abortionkürtaj; gebeliğin sonlandırılması
abusekötüye kullanım; istismar
accounthesap
address isim, fiiladres; ele almak; değinmek
adolescentergen
adultyetişkin
adverse effectyan etki; istenmeyen etki≈ side effect
agendagündem
agitationhuzursuzluk≈ unrest
ailmentrahatsızlık; hastalık
aimamaç; hedef≈ objective
alcohol consumptionalkol tüketimi
allymüttefik; ortak≈ partner
alterationdeğişiklik≈ change, modification
approachyaklaşım
assumptionvarsayım≈ belief
attitudetutum≈ viewpoint
average ageortalama yaş≈ mean age
awardödül; hibe≈ grant
basistemel; esas
bear isim, fiilayı; katlanmak; taşımak
beliefinanç; kanaat≈ assumption
beverageiçecek
biasönyargı≈ prejudice
blastpatlama
bordersınır; kenar≈ margin
boundarysınır
broadeninggenişletme; genişleme
burdenyük≈ load
capabilityyetenek; kapasite≈ capacity
capacitykapasite≈ capability
cessation of drugilacın kesilmesi; ilaç kullanımının sonlandırılması
childçocuk
child abuseçocuk istismarı
choiceseçenek≈ option
clashçatışma≈ conflict
cohortkohort; aynı özelliği paylaşan grup≈ generation
complianceuyum; uyma
comprehensionanlama; kavrama
conclusionsonuç
conditiondurum; koşul≈ situation
confidencegüven; özgüven
conflictçatışma≈ clash
congestiontıkanıklık; konjesyon
consentrıza; onam
consumptiontüketim
controversytartışma; anlaşmazlık≈ dispute
counterargumentkarşı argüman≈ rebuttal
counterpartmuadil; karşılık≈ equivalent, substitute
course of therapytedavinin seyri; tedavi süreci
criteriakriterler≈ standards
daily beverage needgünlük içecek ihtiyacı
decadeon yıl
deceptionaldatma; yanıltma
deficiencyeksiklik; yetersizlik; yoksunluk≈ deprivation, lack, shortage
deliriumdeliryum; bilinç bulanıklığı
delusionsanrı; yanlış inanış
deprivationeksiklik; yetersizlik; yoksunluk≈ deficiency, lack, shortage
dietdiyet; beslenme düzeni≈ regimen
differentiationfarklılaşma; ayırt etme
digestionsindirim
dilemmaikilem
discriminationayrımcılık
dismayüzüntü≈ distress
disputetartışma; anlaşmazlık≈ controversy
distresssıkıntı; üzüntü≈ dismay
diversionsaptırma; yön değiştirme
dizzinessbaş dönmesi
DNA sequenceDNA dizisi
dominanceüstünlük; hâkimiyet≈ supremacy
drugilaç
drug abuseilaç veya madde kötüye kullanımı
drug interventionilaçla müdahale
effortçaba≈ exertion
emblemsimge; amblem≈ symbol
energyenerji≈ vitality
engagementkatılım; bağlılık≈ involvement
equivalenteşdeğer≈ counterpart, substitute
exampleörnek≈ instance
exertionçaba≈ effort
expansiongenişleme≈ extension
extensionuzantı; genişletme≈ expansion
faminekıtlık≈ starvation
featureözellik≈ pattern, quality, trait
flashesışık çakmaları
floatersgörüş alanında uçuşan cisimcikler
fluctuationdalgalanma
frameworkçerçeve≈ infrastructure, structure
gendercinsiyet≈ sex
generationnesil≈ cohort
genetic codegenetik kod
granthibe; bağış≈ award
healerşifa veren kişi; iyileştirici
health establishmentsağlık kurumu
health infrastructuresağlık altyapısı
herbicidesyabancı ot ilaçları
humiditynem≈ moisture
ideafikir≈ notion
illusionyanılsama; göz yanılması
inabilityyapamama; yetersizlik
incomegelir≈ revenue
individualsbireyler
infantbebek
infrastructurealtyapı≈ framework
ingestionbesin veya madde alımı; yutma
insanityakıl sağlığı bozukluğu
instanceörnek≈ example
instinctiçgüdü
intakealım
interventionmüdahale
involvementtutulum; katılım≈ engagement
jobiş; görev≈ task
labordoğum eylemi; doğum sancısı
lackeksiklik; yetersizlik; yoksunluk≈ deficiency, deprivation, shortage
life expectancybeklenen yaşam süresi
life spanyaşam süresi; ömür
loadyük≈ burden
logicmantık≈ rationale, reasoning
malfunctionarıza; işlev bozukluğu
marginkenar; pay; marj≈ border
mattermadde≈ substance
mean ageortalama yaş≈ average age
meansyöntem; araç
means of therapytedavi yöntemi
measure isim, fiilölçü; önlem; ölçmek
medium isim, sıfatorta≈ modality, moderate
memory enhancementhafızanın geliştirilmesi
modalityyöntem; araç≈ medium
modificationdeğişiklik; uyarlama≈ alteration
moisturenem≈ humidity
mood swingsduygu durum değişimleri
motivegüdü; gerekçe≈ reason
notionfikir≈ idea
objectionitiraz
objectiveamaç; hedef≈ aim
obstructionsengeller; tıkanıklıklar
offspringyavru; çocuk
operating theatreameliyathane
opponentrakip; karşıt
optionseçenek≈ choice
ordersıra; düzen≈ sequence
outcomesonuç≈ result
paradoxparadoks; çelişki
partiestaraflar
partnerortak≈ ally
patternörüntü; desen≈ feature, quality, trait, trend
perspectiveperspektif≈ viewpoint
pesticideszararlılarla mücadele ilaçları
physicianhekim; doktor
planplan≈ scheme
plantbitki
povertyyoksulluk
precautionönlem; tedbir
precursor toöncül; habercisi
prejudiceönyargı≈ bias
prescriptionreçete
productive coughbalgamlı öksürük
proliferationçoğalma; hızlı artış
promising resultsumut vadeden sonuçlar
proponentsavunucu; destekçi
proportionoran≈ ratio
proteinprotein
pulsenabız
qualitynitelik; kalite≈ feature, pattern, trait
rangearalık; kapsam≈ scope
ratiooran≈ proportion
rationalegerekçe; mantıksal temel≈ logic
reasonneden; gerekçe≈ motive
reasoningakıl yürütme≈ logic
rebuttalkarşı sav; çürütme≈ counterargument
recessiongerileme; durgunluk
regimenrejim; tedavi veya kullanım düzeni≈ diet
regressiongerileme≈ revert
reposedinlenme≈ rest
responsetepki; yanıt
restdinlenme≈ repose
resultsonuç≈ outcome
revenuegelir≈ income
schemeplan≈ plan
scopekapsam≈ range
secessionayrılma≈ withdrawal
self-esteemöz saygı
sequencesıra≈ order
sexcinsiyet≈ gender
shortageeksiklik; yetersizlik; yoksunluk≈ deficiency, deprivation, lack
show isim, fiilgösteri; göstermek≈ spectacle
side effectyan etki; istenmeyen etki≈ adverse effect
significanceönem; anlamlılık
situationdurum; koşul≈ condition
spectaclegösteri≈ show
stain isim, fiilleke; boya; boyamak
standardsstandartlar; ölçütler≈ criteria
starvationaçlık≈ famine
strain isim, fiilzorlanma; suş; zorlamak; germek
structureyapı≈ framework
subjectdenek; konu
substancemadde≈ matter
substance usemadde kullanımı
substituteyerine geçen; ikame≈ counterpart, equivalent
successorhalef; ardından gelen kişi
suicideintihar
supplementtakviye; destek
supremacyüstünlük≈ dominance
symbolsimge≈ emblem
taskgörev≈ job
tear isim, fiilgözyaşı; yırtık; yırtmak; yırtılmak
the last resortson çare
the present conditionmevcut durum
threattehdit
toddleryeni yürümeye başlayan küçük çocuk
traitözellik≈ feature, pattern, quality
transitgeçiş≈ transport
transmitted diseasebulaşan hastalık
transporttaşıma; nakletmek≈ transit
trendeğilim≈ pattern
trialdeneme; klinik araştırma
ultimate careen üst düzey bakım; özen
uneasehuzursuzluk; rahatsızlık
unresthuzursuzluk≈ agitation
uptakealım; tutulma
viewpointbakış açısı≈ attitude, perspective
virus strainvirüs suşu
visiongörme; görüş
vitalitycanlılık≈ energy
welfarerefah≈ well-being
well-beingesenlik; refah≈ welfare
willirade; istek
withdrawalgeri çekilme; yoksunluk≈ secession
withdrawal syndromesyoksunluk sendromları
woundyara
Sıfatlar (Adjectives)191 kelime
İngilizceTürkçe anlamı
abruptani≈ sudden
abundantbol≈ profuse
accuratedoğru; isabetli≈ precise
acquiredsonradan edinilmiş
acuteakut; ani; şiddetli
adequateyeterli≈ sufficient
adverseolumsuz; zararlı
affiliated withile ilişkili; bağlantılı≈ associated with, linked with, related to, tied to
afflicted withbir hastalıktan muzdarip
altruisticözgeci; fedakâr≈ selfless
ambiguousbelirsiz≈ unclear
ambivalentikircikli; çelişkili duygular taşıyan≈ mixed
annualyıllık≈ yearly
apatheticilgisiz; kayıtsız≈ indifferent
apparentaçık≈ obvious
approximateyaklaşık≈ estimate
arabletarıma elverişli
arcanegizemli≈ mysterious
arisingortaya çıkan≈ emerging
aromaticaromatik≈ fragrant
associated withile ilişkili; bağlantılı≈ affiliated with, linked with, related to, tied to
avoidablekaçınılabilir
awaitingbekleyen≈ pending
awarefarkında; bilinçli≈ conscious
barrenkısır; infertil≈ infertile
basictemel≈ fundamental
clearaçık; anlaşılır≈ explicit
cognitivebilişsel
compatibleuyumlu
comprehensivekapsamlı
compulsoryzorunlu≈ mandatory, obligatory
consciousfarkında; bilinçli≈ aware
consecutiveardışık; art arda gelen
consistenttutarlı; istikrarlı
contentioustartışmalı≈ disputable
conventionalgeleneksel≈ standard
corruptyolsuz≈ dishonest
culturalkültürel≈ ethnic
curabletedavi edilebilir
demoralizedmorali bozulmuş; hayal kırıklığına uğramış≈ frustrated
denseyoğun≈ intensive
detailedayrıntılı
differentçeşitli; farklı≈ various
discreteayrı≈ separate
dishonestdürüst olmayan≈ corrupt
disputabletartışmaya açık≈ contentious
diverseçeşitli≈ varied
eagerhevesli≈ keen
elusivekavranması veya yakalanması güç
emergingortaya çıkan≈ arising
empatheticempatik≈ understanding
empiricaldeneysel; gözleme dayalı
enoughyeterli≈ sufficient
essentialtemel; gerekli≈ indispensable
ethnicetnik≈ cultural
eventualnihai; sonunda gerçekleşen≈ ultimate
exactkesin; tam≈ precise
exaggeratedabartılı≈ melodramatic
excessiveaşırı
exhilaratingheyecan verici≈ thrilling
explicitaçık≈ clear
extinctnesli tükenmiş; yok olmuş
extremeaşırı
extrovert sıfat, isimdışa dönük kişi; dışa dönük
fertiledoğurgan; verimli
followingsonraki; izleyen≈ subsequent
fragilekırılgan; hassas
fragmentaryparçalı; eksik
fragranthoş kokulu≈ aromatic
free of chargeücretsiz
frustratedmorali bozulmuş; hayal kırıklığına uğramış≈ demoralized
fundamentaltemel≈ basic
goodiyi
healingiyileştirici; iyileşme≈ restorative
hypotheticalhipotetik≈ theoretical
ignorantbilgisiz; cahil
immediatehemen olan; derhal
impartialtarafsız≈ neutral
imperativezorunlu≈ mandatory
impuresaf olmayan; katışık
inadequateyetersiz≈ insufficient
inborndoğuştan gelen≈ innate
incompatibleuyumsuz
indifferentkayıtsız≈ apathetic
indigenousyerli≈ native
indiscriminaterastgele≈ random
indispensablevazgeçilmez≈ essential
indistinctbelirsiz≈ unclear
inevitablekaçınılmaz≈ unavoidable
infertilekısır; infertil≈ barren
infinitesonsuz; bitmeyen
inhumaninsanlık dışı
innatedoğuştan gelen≈ inborn
innocentmasum≈ naïve
innumerablesayısız
insaneakıl sağlığı bozuk
insanitarysağlıksız; hijyenik olmayan
instinctiveiçgüdüsel
insufficientyetersiz≈ inadequate
intensiveyoğun≈ dense
introvert sıfat, isimiçe dönük kişi; içe dönük
invisiblegörünmez
keenhevesli≈ eager
liable forsorumlu≈ responsible for
liberalliberal≈ progressive
linked withile ilişkili; bağlantılı≈ affiliated with, associated with, related to, tied to
logicalmantıklı≈ rational
mandatoryzorunlu≈ compulsory, imperative, obligatory
matureolgun
melodramaticmelodramatik≈ exaggerated
meticuloustitiz≈ painstaking
mildhafif≈ soft
mixedkarışık≈ ambivalent
moderateorta dereceli≈ medium
mysteriousgizemli≈ arcane
nativeyerli≈ indigenous
naïvenaif≈ innocent
negligentihmalkâr
neutraltarafsız≈ impartial
non-transparentsaydam olmayan≈ opaque
novelyeni; özgün
nullgeçersiz≈ void
obligatoryzorunlu≈ compulsory, mandatory
obsoletemodası geçmiş≈ outdated
obviousaçık; bariz≈ apparent
opaqueopak≈ non-transparent
outdatedgüncelliğini yitirmiş≈ obsolete
painstakingtitiz≈ meticulous, rigorous
palesolgun
pendingbekleyen≈ awaiting
persistentkalıcı; geçmeyen; ısrarcı≈ tenacious
precisekesin≈ accurate, exact
predictive oföngördüren; habercisi olan
predisposed toyatkın; duyarlı≈ prone to, susceptible to
present sıfat, fiilmevcut; şimdiki; sunmak; başvurmak
probiotic sıfat, isimprobiyotik
productiveüretken
profusebol≈ abundant
progressiveilerici; ilerleyen≈ liberal
promisingumut vadeden
prompthızlı; gecikmeksizin yapılan
prone toyatkın; duyarlı≈ predisposed to, susceptible to
puresaf
randomrastgele≈ indiscriminate
rationalmantıklı≈ logical
related toile ilişkili; bağlantılı≈ affiliated with, associated with, linked with, tied to
respectfulsaygılı
respectiveilgili; her birine ait
responsible forsorumlu≈ liable for
restorativeiyileştirici≈ healing
rigoroustitiz; sıkı≈ painstaking
scepticalşüpheci
selflessfedakâr≈ altruistic
sensitive toduyarlı; hassas
separableayrılabilir
separateayrı≈ discrete
seriousciddi≈ severe
severeşiddetli≈ serious
simultaneouseş zamanlı≈ synchronized
softyumuşak≈ mild
sophisticatedgelişmiş; sofistike≈ urbane
stablesabit≈ steady
standardstandart≈ conventional
steadyistikrarlı; sabit≈ stable
subsequentsonraki; ardından gelen≈ following
successfulbaşarılı
successiveardışık; birbirini izleyen
suddenani≈ abrupt
sufficientyeterli≈ adequate, enough
susceptible toyatkın; duyarlı≈ predisposed to, prone to
synchronizedsenkronize≈ simultaneous
tenaciousısrarcı; azimli≈ persistent
theoreticalkuramsal≈ hypothetical
thrillingheyecan verici≈ exhilarating
tied toile ilişkili; bağlantılı≈ affiliated with, associated with, linked with, related to
ultimatenihai; sonunda gerçekleşen≈ eventual
unavoidablekaçınılmaz≈ inevitable
unawarefarkında olmayan
unaware of the dangerstehlikelerin farkında olmayan
unclearbelirsiz; anlaşılmaz≈ ambiguous, indistinct
understandinganlayışlı≈ empathetic
urbanegörgülü; zarif; nazik≈ sophisticated
variedçeşitli≈ diverse
variousçeşitli; farklı≈ different
viableyaşayabilir; uygulanabilir
visiblegörünür
vitalyaşamsal; hayati
vividcanlı
voidgeçersiz; boş≈ null
willingistekli
yearlyyıllık≈ annual
Zarflar, Bağlaçlar ve Kalıplar34 kelime
İngilizceTürkçe anlamı
a few belirleyicibirkaç
a little belirleyicibiraz
although bağlaç-mesine rağmen≈ even though, though
as in this case edat/kalıpbu örnekte olduğu gibi
at rest edat/kalıpdinlenme halinde
but bağlaçama; ancak; yine de≈ however, still, yet
by + v-ing edat/kalıp-erek; -arak; yaparak
comparatively zarfnispeten; göreceli olarak≈ relatively
compared to edat/kalıpile karşılaştırıldığında
consequently zarfbu nedenle≈ therefore
deep down zarfiçten içe; derinlerde
essentially zarfesasen; temel olarak≈ fundamentally
even though bağlaç-mesine rağmen≈ although, though
few belirleyiciçok az; neredeyse hiç
fundamentally zarftemel olarak≈ essentially
hence zarfbu yüzden≈ thus
however bağlaçama; ancak; yine de≈ but, still, yet
in + v-ing edat/kalıp-mede; -mada; yapmada
in conclusion zarfsonuç olarak
little belirleyiciçok az; neredeyse hiç
on a regular basis zarfdüzenli olarak
on exertion edat/kalıpefor sırasında
partly zarfkısmen
relatively zarfnispeten; göreceli olarak≈ comparatively
so zarfböyle; bu şekilde
still bağlaç, sıfatama; ancak; yine de; hareketsiz≈ but, however, yet
such belirleyiciböyle; bu tür
such as edat/kalıpgibi; örneğin
thanks to edat/kalıpsayesinde
therefore zarfbu nedenle≈ consequently
though bağlaç-mesine rağmen≈ although, even though
thus zarfböylece; bu nedenle≈ hence
whether bağlaçolup olmadığını; yapıp yapmadığını
yet bağlaçama; ancak; yine de≈ but, however, still

YÖKDİL Sağlık Kelime Listesi (PDF, 23 sayfa)
857 kelimenin tamamı, 95 eş anlamlı grup ve çalışma önerileri. Yazdırıp çalışabilir, telefonunuza kaydedebilirsiniz.

EK KELİME LİSTESİ İNDİR

Eş anlamlı kelime grupları: birlikte öğrenin

Derslerimizde bu kelimeleri gruplar hâlinde öğretiyoruz. Grubu tanımak, çeviri ve okuma sorularında aynı fikrin farklı kelimelerle yazıldığını hemen fark etmenizi sağlar. Grupların her bağlamda birebir eş anlamlı olmadığını unutmayın; kelimeyi cümle içinde kontrol edin.

  • ama: still · yet · but · however
  • ani: abrupt · sudden
  • anlamak: understand · conceive · perceive · grasp
  • artırmak: augment · fortify · strengthen · empower · boost
  • artmak: increase · rise · elevate · go up
  • atfetmek: attribute · refer · associate
  • azaltmak: reduce · decrease · diminish · curb · lessen
  • başarmak: achieve · accomplish
  • başlatmak: initiate · start · commence · embark · trigger · launch · induce
  • bayılmak: pass out · faint
  • birikmek: build up · accumulate
  • bozmak: disturb · disrupt · spoil
  • bozmak: spoil · go off
  • çeşitli: various · different
  • çözmek: resolve · settle · solve
  • değerlendirmek: assess · evaluate
  • değiştirmek: alter · change · modify · mutate
  • doğuştan gelen: innate · inborn
  • dokulara oksijen sağlamak: provide O2 to tissues · supply O2 to tissues
  • dökmek: pour · spill
  • durdurmak: halt · cease · discontinue
  • durum: situation · condition
  • düşmek: drop · fall · go down · dwindle · plummet
  • edinmek: acquire · attain
  • eksiklik: lack · shortage · deficiency · deprivation
  • engellemek: hinder · inhibit
  • farkına varmak: realize · notice
  • farkında: aware · conscious
  • geçirmek: undergo · experience · go through
  • gerektirmek: require · call for · necessitate
  • görevden almak: dismiss · discharge
  • güvenmek: rely on · depend on
  • hafif: mild · soft
  • hafifletmek: mitigate · ease · relieve
  • hatırlamak: retrieve · recall · remember · recollect
  • ihtiyaca göre tasarlamak: tailor · engineer · devise · customize
  • iletmek: convey · send · transmit
  • ile ilişkili: associated with · related to · tied to · affiliated with · linked with
  • işlevini bozmak: impair · impede · deteriorate
  • işlevi görmek: serve as · act as · function as
  • iyileşmek: recover · get over · pull through
  • kaçınılmaz: inevitable · unavoidable
  • karşılaşmak: face · encounter · come across · confront
  • kaybolmak: vanish · disappear
  • kısır: barren · infertile
  • kısıtlamak: confine · restrict
  • kopyalamak: replicate · duplicate · imitate · mimic
  • kötüleşmek: deteriorate · degrade · undermine · worsen · aggravate
  • kullanmak: employ · utilize · use
  • madde: matter · substance
  • maruz kalmak: be subject to · be exposed to
  • meydana gelmek: take place · happen · occur
  • morali bozulmuş: demoralized · frustrated
  • mücadele etmek: struggle · strive
  • nem: humidity · moisture
  • nesilden nesile aktarmak: hand down · pass down
  • nihai: ultimate · eventual
  • nispeten: relatively · comparatively
  • olarak görmek: regard · consider · view · acknowledge
  • oluşmak: be made up of · be composed of · be comprised of
  • ortadan kaldırmak: wipe out · eradicate · sweep away · eliminate
  • ortalama yaş: mean age · average age
  • orta dereceli: moderate · medium
  • ölmek: pass away · decease
  • önlem almak: take measures · take precaution
  • önyargı: prejudice · bias
  • özellik: feature · quality · pattern · trait
  • özlem duymak: long for · crave for
  • sigara içmekten kaçınmak: abstain from smoking · refrain from smoking · avoid smoking
  • sorumlu: responsible for · liable for
  • suçlamak: charge with · accuse of · blame for
  • şiddetli: severe · serious
  • tahmin etmek: forecast · foresee · estimate
  • tahmin etmek: estimate · predict
  • tartışma: dispute · controversy
  • tavsiye etmek: recommend · advise · suggest
  • tedavi etmek: heal · cure · treat · remedy
  • tekrarlamak: recur · relapse · repeat
  • uyandırmak: provoke · arouse · stimulate a feeling
  • uyum sağlamak: conform to · adapt to · adjust to · accommodate to
  • uzantı: extension · expansion
  • varsaymak: assume · suppose
  • yan etki: side effect · adverse effect
  • yapmak: do · carry out · perform · implement · fulfil
  • yasaklamak: ban · prohibit · forbid
  • yatkın: susceptible to · prone to · predisposed to
  • yerine geçen: substitute · counterpart · equivalent
  • yetersiz: inadequate · insufficient
  • yıpranmak: wear · wear out
  • yoğun: intensive · dense
  • yol açmak: result in · give rise to · lead to
  • yöntem: modality · medium
  • yük: burden · load
  • zorunlu: mandatory · obligatory · compulsory
  • -mesine rağmen: although · even though · though

Mini kelime testi: kendinizi deneyin

TEST

10 Soruluk YÖKDİL Sağlık Kelime Testi

Her soruda listeden rastgele bir kelime gelir; doğru Türkçe karşılığı seçin. Her yeni testte sorular değişir.

Soru 1 / 10Doğru: 0
blast

YÖKDİL Sağlık kelime çalışması: 6 adımlı yöntem

  1. Önce çıkmış kelimeler. Listeyi “Yalnızca çıkmış kelimeler” filtresiyle açın ve her gün 25–30 kelimeyle başlayın.
  2. Kelimeyi grubuyla öğrenin. reduce, decrease, diminish, curb, lessen gibi grupları birlikte çalışın; çeviri ve okuma sorularında hız kazanırsınız.
  3. Edatlı kalıpları bütün olarak ezberleyin. prone to, give rise to, comply with, account for, be exposed to gibi yapılar sınavda edatıyla birlikte sorulur.
  4. Kelime ailesini çıkarın. Her sıfatın zarfını ve ismini de yazın: sufficient → sufficiently → sufficiency. Zarf soruları bu sayede kolaylaşır.
  5. Sağlık bağlamında okuyun. present with, undergo, relapse, side effect, life expectancy gibi kelimeleri tıbbi metinlerde görmek, okuma sorularında anlamı hızlı yakalamanızı sağlar.
  6. Aralıklı tekrar ve test. Kelimelere 1, 3, 7 ve 14 gün sonra yeniden bakın; bu sayfadaki mini testi ve sitedeki kelime testlerini düzenli çözün.

Daha fazlası için: Ücretsiz Kaynaklar

Bu liste başlangıç. Ücretsiz Kaynaklar bölümünde yüzlerce kelime içeriğine, kelime testlerine ve çalışma föylerine ücretsiz üyelikle erişebilirsiniz.

Kelimeleri test ederek pekiştirin: kelime testleri · eş anlam testleri · phrasal verb testleri · fiil testleri · zarf testleri

2027 Mart YÖKDİL Sağlık ve TIPDİL Kursu

Sağlık bilimlerine özel canlı dersler, çıkmış soru analizi, tıbbi kelime çalışması ve haftalık mentor takibiyle hedef puanınıza planlı hazırlanın. Seviyenizi bilmiyorsanız önce ücretsiz seviye testini çözün.

Sık sorulan sorular

YÖKDİL Sağlık'ta kelime soruları hangi bölümde?

Sınavın ilk 20 sorusu kelime ve dil bilgisi sorularıdır; ilk sorular doğrudan kelime sorusudur. 21–30 arasındaki boşluk doldurma parçalarında da kelime, edat ve bağlaç seçimi sorulur. Kelime bilgisi çeviri ve okuma sorularında da belirleyicidir.

YÖKDİL Sağlık kelime listesi PDF nasıl indirilir?

Bu sayfadaki “EK KELİME LİSTESİ İNDİR” butonuna tıklayın. PDF ücretsizdir; 857 kelimenin tamamını, 95 eş anlamlı kelime grubunu ve çalışma önerilerini içerir.

YÖKDİL Sağlık'ta en çok hangi tür kelimeler çıkıyor?

ÖSYM'nin yayımladığı son on örnek kitapçıkta kelime sorularının dördü -ly ile biten zarf sorusu (seçeneklerde precisely, thoroughly, sufficiently gibi kelimeler), üçü akademik isim sorusuydu (prevalence, predisposition, reputation gibi). Fiil ve phrasal verb soruları da çıkıyor.

YÖKDİL Sağlık için kaç kelime bilmek gerekir?

Resmî bir sayı yok. Bu listedeki 857 kelime, çıkmış sorularda ve sağlık metinlerinde sık karşılaşılan akademik kelimeleri kapsıyor. Listeyi eş anlamlılarıyla birlikte bilmek kelime, çeviri ve okuma sorularında güçlü bir temel sağlar.

Çıkmış kelimeler tekrar sorulur mu?

Aynı kelimeler farklı sınavlarda yeniden karşınıza çıkabilir. Örneğin reluctantly, 2023-YÖKDİL/2 ve 2024-YÖKDİL/2 örnek kitapçıklarında kelime sorusunun seçenekleri arasındaydı. Kelimeler ayrıca çeviri ve okuma parçalarında da tekrar geçer.

YÖKDİL Sağlık kelimeleri nasıl çalışılır?

Önce çıkmış kelimelerle başlayın. Kelimeleri eş anlamlı gruplarıyla ve edatlı kalıplarıyla birlikte öğrenin, her sıfatın zarf ve isim hâlini çıkarın, 1, 3, 7 ve 14 gün aralıklarla tekrar edip kelime testi çözün.

Bu kelime listesi TIPDİL için de işe yarar mı?

Evet. Listedeki akademik ve tıbbi kelimeler TIPDİL'de de sık geçer. TIPDİL'e özel kelime çalışması için sitedeki TIPDİL kelime testlerini de çözebilirsiniz.

Kaynaklar

Bu rehber, sağlık bilimlerine özel İngilizce eğitimi veren Semih Pala ve saglikingilizcesi.com ekibi tarafından hazırlanmıştır. Türkçe karşılıklar sınav bağlamına göre verilmiştir; bir kelimenin başka anlamları da olabilir.

Yorum Yap
Müşteri Temsilcisi0850 346 08 91
Hemen Mesaj GönderUzman eğitmene ulaş

iyzico