- Bu sayfada 857 YÖKDİL Sağlık kelimesi var: 596 tanesi YÖKDİL Sağlık çıkmış kelimeler listemizden, kalanı ek kelime listesinden. Her kelimenin Türkçe anlamı ve sınavda yerine geçebilen yakın anlamlıları verildi.
- Son on sınavın örnek kitapçıklarına baktığımızda kelime sorularında en çok -ly ile biten zarflar (precisely, thoroughly, sufficiently) ve akademik isimler (prevalence, predisposition) çıkıyor.
- Listenin tamamını PDF olarak ücretsiz indirebilir, sayfadaki arama kutusuyla kelime arayabilir, mini testle kendinizi deneyebilirsiniz.
“YÖKDİL Sağlık kelimeleri” ve “YÖKDİL Sağlık kelime listesi pdf”, sınava hazırlananların Google'da en çok aradığı ifadeler arasında. Bu yazıda derslerimizde kullandığımız çıkmış kelimeler listesini ve ek kelime listesini tek bir yerde topladık. Kelimeleri sözcük türüne göre ayırdık, Türkçe anlamlarını ve sınavda birbirinin yerine kullanılan yakın anlamlılarını ekledik. Ayrıca ÖSYM'nin yayımladığı örnek kitapçıklarda kelime sorularında hangi kelimelerin çıktığını inceledik.
YÖKDİL Sağlık kelime bilgisi neden belirleyici?
YÖKDİL Sağlık 80 sorudan oluşur. Kelime bilgisi yalnızca kelime sorularında değil, sınavın neredeyse her bölümünde puanı doğrudan etkiler:
| Soru aralığı | Soru tipi | Kelime bilgisi nerede devreye girer? |
|---|---|---|
| 1–20 | Kelime ve dil bilgisi | İlk sorular doğrudan kelime sorusudur: cümledeki boşluğa uyan kelimeyi seçersiniz. |
| 21–30 | Boşluk doldurma (cloze) | Parça içindeki boşluklarda kelime, edat ve bağlaç seçimi. |
| 31–41 | Cümle tamamlama | Cümlenin anlamını kurmak için anahtar kelimeleri tanımak. |
| 42–53 | Çeviri (İng→Tür, Tür→İng) | Doğru seçenek, aynı fikri çoğu zaman eş anlamlı kelimelerle verir. |
| 54–65 | Paragraf tamamlama, anlam bütünlüğü | Paragrafın akışını bozan cümleyi bulmak için konu kelimelerini izlemek. |
| 66–80 | Okuma parçaları | Sorular parçadaki ifadeleri yakın anlamlı kelimelerle yeniden yazar. |
Bu yüzden listede her kelimenin yanına yakın anlamlılarını da ekledik: çeviri ve okuma sorularında doğru seçeneği bulmanın en hızlı yolu, aynı fikrin farklı kelimelerle yazıldığını fark etmek.
YÖKDİL Sağlık çıkmış kelimeler: son sınavlarda kelime sorularında neler çıktı?
ÖSYM her YÖKDİL oturumundan sonra soruların bir bölümünü (yaklaşık %10'unu) temel soru kitapçığı olarak yayımlıyor. Aşağıdaki tablo, bu kitapçıklardaki kelime sorularında seçenek olarak çıkan kelimeleri Türkçe anlamlarıyla gösteriyor. Seçenekleri alfabetik sıraladık; doğru cevabı görmek için kitapçığın cevap anahtarına bakabilirsiniz.
| Sınav | Tür | Kelime sorusundaki seçenekler |
|---|---|---|
| 2026-YÖKDİL/2 | Zarf | appropriately uygun şekildeconstructively yapıcı biçimdeimplicitly örtük olarakprogressively giderek, aşamalı olarakprolifically bol miktarda, verimli biçimde |
| 2026-YÖKDİL/1 | Zarf | adversely olumsuz yöndedetrimentally zararlı biçimdeintuitively sezgisel olarakrestrictively kısıtlayıcı biçimdethoroughly tamamen, etraflıca |
| 2025-YÖKDİL/2 | Fiil | examined incelemekinduced neden olmak, tetiklemekmitigated hafifletmekretained korumak, tutmaksubstituted yerine koymak |
| 2025-YÖKDİL/1 | Fiil | alleviate hafifletmekenhance artırmak, geliştirmekhandle ele almak, başa çıkmakobtain elde etmeksignify göstermek, işaret etmek |
| 2024-YÖKDİL/2 | Zarf | inevitably kaçınılmaz olarakprecisely tam olarak, kesin olarakrandomly rastgelereluctantly isteksizcesuperficially yüzeysel olarak |
| 2024-YÖKDİL/1 | İsim | adequacy yeterlilikcontradiction çelişkidiversity çeşitlilikreputation itibar, ünseparation ayrılma |
| 2023-YÖKDİL/2 | Zarf | coincidentally tesadüfendevastatingly yıkıcı biçimdereluctantly isteksizcesufficiently yeterincevaguely belli belirsiz |
| 2023-YÖKDİL/1 | İsim | convenience kolaylık, uygunlukimplementation uygulamaprevalence yaygınlık, sıklıkrequirement gereklilik, şartvalidity geçerlilik |
| 2022-YÖKDİL/2 | İsim | anticipation beklenticonformity uygunluk, uyuminferiority aşağılık, düşüklükpredisposition yatkınlıkvariance farklılık, varyans |
| 2022-YÖKDİL/1 | Phrasal verb | adhere to bağlı kalmak, uymakbreak down bozulmak, parçalanmakcall off iptal etmekhand over teslim etmek, devretmekinterfere with engellemek, müdahale etmek |
Kaynak: ÖSYM YÖKDİL İngilizce Sağlık Bilimleri temel soru kitapçıkları (2022–2026). Soruların telif hakkı ÖSYM'ye aittir; tabloda yalnızca seçeneklerdeki kelimeler yer alıyor. Kitapçıkların tamamına YÖKDİL Sağlık çıkmış sorular sayfamızdan ulaşabilirsiniz.
Bu tablodan çıkan 3 ders
- Zarflar çok sık soruluyor. On örneğin dördü -ly ile biten zarf sorusu. Zarfları sıfat köküyle birlikte öğrenin: precise → precisely, progressive → progressively, sufficient → sufficiently. Bu sıfatların hepsi aşağıdaki listede var.
- Kelime aileleri önemli. adequate → adequacy, predisposed to → predisposition, prevalent → prevalence. Bir kelimeyi öğrenirken isim, sıfat ve zarf hâllerine de bakın.
- Kelimeler tekrar ediyor. reluctantly hem 2023-YÖKDİL/2 hem 2024-YÖKDİL/2 kitapçığında seçenekler arasındaydı. 2025-YÖKDİL/2'deki examine, induce, mitigate, retain ve substitute seçeneklerinin hepsi de aşağıdaki çıkmış kelimeler listesinde var.
YÖKDİL Sağlık Çıkmış Kelime Listesi (857 kelime)
Yökdil Sağlık çıkmış kelimeler ve yökdil sağlık kelime listesi : Liste, sözcük türüne göre dört bölüme ayrıldı. Kırmızı noktalı kelimeler YÖKDİL Sağlık çıkmış kelimeler listemizden, noktasızlar ek kelime listesinden. Arama kutusuna İngilizce ya da Türkçe yazarak kelime bulabilir, yalnızca çıkmış kelimeleri gösterebilirsiniz.
YÖKDİL Sağlık Kelimeleri: Ara ve Filtrele
Çıkmış kelimeler listesinden · ≈ yakın anlamlılar · 857 kelime
Fiiller (Verbs)402 kelime
| İngilizce | Türkçe anlamı |
|---|---|
| abandon | terk etmek≈ renounce |
| abolish | ortadan kaldırmak≈ eliminate |
| abort | gebeliği sonlandırmak; durdurmak |
| abstain from smoking | sigara içmekten kaçınmak≈ avoid smoking, refrain from smoking |
| accelerate | hızlanmak; hızlandırmak |
| accommodate | uyumlu hale getirmek≈ conform |
| accommodate to | uyum sağlamak; uyarlamak≈ adapt to, adjust to, conform to |
| accompany | eşlik etmek |
| accomplish | başarmak; elde etmek≈ achieve |
| account for | açıklamak; oluşturmak |
| account for 20% | yüzde 20'sini oluşturmak |
| accumulate | birikmek; biriktirmek≈ build up |
| accuse of | suçlamak≈ blame for, charge with |
| achieve | başarmak; elde etmek≈ accomplish |
| acknowledge | olarak görmek; kabul etmek≈ consider, regard, view |
| acquire | edinmek; elde etmek≈ attain |
| act as | işlevi görmek≈ function as, serve as |
| adapt | uyum sağlamak; uyarlamak≈ adjust |
| adapt to | uyum sağlamak; uyarlamak≈ accommodate to, adjust to, conform to |
| adjust | ayarlamak≈ adapt |
| adjust to | uyum sağlamak; uyarlamak≈ accommodate to, adapt to, conform to |
| advance | ilerletmek; gelişmek≈ promote |
| advise | tavsiye etmek≈ recommend, suggest |
| aggravate | ağırlaştırmak; kötüleştirmek≈ degrade, deteriorate, undermine, worsen |
| align | hizalamak; aynı doğrultuya getirmek≈ line up |
| allocate | tahsis etmek; ayırmak |
| alter | değiştirmek; değişime uğramak≈ change, modify, mutate |
| amend | değiştirmek≈ modify |
| apply | başvurmak; uygulamak; geçerli olmak |
| apply for a job | işe başvurmak |
| appreciate | takdir etmek |
| arouse | uyandırmak; tetiklemek≈ provoke, stimulate a feeling |
| articulate | dile getirmek; açıkça ifade etmek |
| ask for | istemek; talep etmek |
| assess | değerlendirmek≈ evaluate |
| assign | atamak; görevlendirmek |
| associate | atfetmek; ilişkilendirmek≈ attribute, refer |
| assume | varsaymak≈ suppose |
| attain | edinmek; elde etmek≈ acquire |
| attribute | atfetmek; ilişkilendirmek≈ associate, refer |
| augment | artırmak≈ boost, empower, fortify, strengthen |
| avoid | kaçınmak; sakınmak |
| avoid smoking | sigara içmekten kaçınmak≈ abstain from smoking, refrain from smoking |
| ban | yasaklamak≈ forbid, prohibit |
| be composed of | oluşmak; meydana gelmek≈ be comprised of, be made up of |
| be comprised of | oluşmak; meydana gelmek≈ be composed of, be made up of |
| be exposed to | maruz kalmak≈ be subject to |
| be made up of | oluşmak; meydana gelmek≈ be composed of, be comprised of |
| be subject to | maruz kalmak≈ be exposed to |
| bear importance | önem taşımak |
| bear in mind | akılda tutmak |
| beat covid | COVID'i yenmek |
| behave | davranmak |
| blame for | suçlamak≈ accuse of, charge with |
| boost | artırmak; güçlendirmek≈ augment, empower, fortify, strengthen |
| build up | birikmek; biriktirmek≈ accumulate |
| call for | gerektirmek≈ necessitate, require |
| carry out | yapmak; gerçekleştirmek; yerine getirmek≈ do, fulfil, implement, perform |
| cease | durdurmak; sonlandırmak≈ discontinue, halt |
| challenge | meydan okumak≈ test |
| change fiil, isim | değiştirmek; değişime uğramak≈ alter, alteration, modify, mutate |
| characterize | karakterize etmek≈ define |
| charge | suçlamak; ücret talep etmek |
| charge a lot of money | yüksek ücret talep etmek |
| charge with | suçlamak≈ accuse of, blame for |
| chew | çiğnemek |
| combine | birleştirmek |
| come across | karşılaşmak; yüzleşmek≈ confront, encounter, face |
| come up with | bulmak; ortaya atmak |
| commence | başlatmak≈ embark, induce, initiate, launch, start, trigger |
| communicate | iletmek; iletişim kurmak≈ convey |
| compare | karşılaştırmak |
| comply with protocol | protokole uymak |
| compromise | uzlaşmak; işlevini bozmak; zayıflatmak |
| conceive | hamile kalmak; anlamak; tasarlamak; kavramak≈ grasp, perceive, understand |
| concentrate | odaklanmak≈ focus |
| confine | kısıtlamak; sınırlandırmak≈ restrict |
| confirm | doğrulamak≈ corroborate |
| conform | uymak≈ accommodate |
| conform to | uyum sağlamak; uyarlamak≈ accommodate to, adapt to, adjust to |
| confront | karşılaşmak; yüzleşmek≈ come across, encounter, face |
| confuse | kafasını karıştırmak |
| conserve | korumak≈ protect |
| consider | olarak görmek; kabul etmek≈ acknowledge, regard, view |
| consume | tüketmek |
| contain | içermek; kontrol altında tutmak |
| contain risk | risk barındırmak |
| convert | dönüştürmek |
| convey | iletmek; göndermek≈ communicate, send, transmit |
| convey a signal | sinyal iletmek |
| corroborate | doğrulamak≈ confirm |
| count | saymak |
| craft | ustalıkla oluşturmak; tasarlamak≈ draft |
| crave for | özlem duymak; arzulamak≈ long for |
| create | oluşturmak; yaratmak≈ generate |
| criticize | eleştirmek≈ reproach |
| curb | dizginlemek; sınırlamak≈ decrease, diminish, lessen, reduce |
| cure | tedavi etmek; iyileştirmek≈ heal, remedy, treat |
| customize | ihtiyaca göre tasarlamak; uyarlamak≈ devise, engineer, tailor |
| decease | ölmek; hayatını kaybetmek≈ pass away |
| deceive | aldatmak; yanıltmak |
| decline | azalmak≈ decrease |
| decrease | azalmak; azaltmak≈ curb, decline, diminish, lessen, reduce |
| deduce | çıkarsamak≈ infer |
| defend | savunmak≈ justify |
| define | tanımlamak≈ characterize, specify |
| degrade | bozmak; niteliğini düşürmek≈ aggravate, deteriorate, undermine, worsen |
| deliver a baby | bebek doğurmak; doğum yaptırmak |
| demonstrate | göstermek; ortaya koymak≈ illustrate |
| depart | ayrılmak |
| depend | bağlı olmak≈ rely |
| depend on | bağlı olmak; güvenmek≈ rely on |
| deplete | tüketmek; tükenmesine yol açmak≈ exhaust |
| designate | belirlemek; atamak; adlandırmak |
| detain | alıkoymak; tutuklamak |
| deter | caydırmak; vazgeçirmek |
| deteriorate | kötüleşmek; bozulmak≈ aggravate, degrade, impair, impede, undermine, worsen |
| determine | belirlemek |
| deviate | yolundan sapmak |
| devise | ihtiyaca göre tasarlamak; uyarlamak≈ customize, draft, engineer, tailor |
| diagnose with | bir hastalık tanısı koymak |
| digressed | konudan sapmış; yolundan sapmış |
| diminish | azalmak; azaltmak≈ curb, decrease, lessen, reduce |
| direct | yönlendirmek≈ steer |
| disappear | kaybolmak; yok olmak≈ vanish |
| discharge | taburcu etmek; boşaltmak≈ dismiss |
| disclose | açığa çıkarmak≈ reveal |
| discontinue | durdurmak; sonlandırmak≈ cease, halt |
| dismiss | görevden almak; reddetmek; taburcu etmek≈ discharge |
| disrupt | bozmak; aksatmak≈ disturb, spoil |
| disturb | bozmak; aksatmak≈ disrupt, spoil |
| divert | yönünü değiştirmek; saptırmak |
| do | yapmak; gerçekleştirmek; yerine getirmek≈ carry out, fulfil, implement, perform |
| draft | tasarlamak≈ craft, devise |
| drop | düşmek; azalmak≈ dwindle, fall, go down, plummet |
| duplicate | kopyalamak; taklit etmek≈ imitate, mimic, replicate |
| dwindle | giderek azalmak≈ drop, fall, go down, plummet |
| ease | hafifletmek; azaltmak; rahatlatmak≈ facilitate, mitigate, relieve |
| elevate | yükseltmek; artırmak≈ go up, increase, rise |
| eliminate | ortadan kaldırmak; yok etmek≈ abolish, eradicate, remove, sweep away, wipe out |
| embark | başlatmak≈ commence, induce, initiate, launch, start, trigger |
| employ | kullanmak≈ use, utilize |
| empower | güçlendirmek; yetkilendirmek≈ augment, boost, fortify, strengthen |
| encounter | karşılaşmak; yüzleşmek≈ come across, confront, face |
| encourage | teşvik etmek≈ stimulate |
| end up with | sonuçta bir durumla karşılaşmak; ile sonuçlanmak |
| engineer | ihtiyaca göre tasarlamak; uyarlamak≈ customize, devise, tailor |
| enhance | geliştirmek; artırmak |
| ensure | garanti etmek≈ guarantee |
| entail | gerektirmek; beraberinde getirmek |
| entitle | hak vermek; yetkilendirmek; adlandırmak |
| enumerate | sıralamak≈ list |
| envisage | öngörmek; gözünde canlandırmak |
| eradicate | ortadan kaldırmak; yok etmek≈ eliminate, sweep away, wipe out |
| escalate | artmak; tırmanmak; şiddetlenmek |
| estimate | tahmin etmek; öngörmek≈ approximate, forecast, foresee, predict |
| evaluate | değerlendirmek≈ assess |
| evaporate | buharlaşmak |
| examine | incelemek; muayene etmek |
| exclude | hariç tutmak≈ omit |
| exert force | kuvvet uygulamak |
| exhaust | tüketmek; bitirmek≈ deplete |
| exhibit a problem | bir sorun göstermek; sorun sergilemek |
| exist | var olmak |
| expand | genişlemek; genişletmek≈ grow |
| experience | geçirmek; yaşamak≈ go through, undergo |
| expose | açığa çıkarmak; maruz bırakmak≈ subject to |
| expose to | maruz bırakmak |
| face | karşılaşmak; yüzleşmek≈ come across, confront, encounter |
| facilitate | kolaylaştırmak≈ ease, streamline |
| fade | solmak |
| fail to | yapamamak; başaramamak |
| faint | bayılmak≈ pass out |
| fall | düşmek; azalmak≈ drop, dwindle, go down, plummet |
| finance | finanse etmek≈ fund |
| find | bulmak≈ locate |
| flare up | alevlenmek; şiddetlenmek |
| focus | odaklanmak≈ concentrate |
| follow | takip etmek≈ pursue |
| forbid | yasaklamak≈ ban, prohibit |
| forecast | tahmin etmek; öngörmek≈ estimate, foresee |
| foresee | tahmin etmek; öngörmek≈ estimate, forecast |
| foreshadow | önceden işaret etmek≈ predict |
| fortify | güçlendirmek≈ augment, boost, empower, strengthen |
| fulfil | yapmak; gerçekleştirmek; yerine getirmek≈ carry out, do, implement, perform |
| function as | işlevi görmek≈ act as, serve as |
| fund | fonlamak≈ finance |
| generate | üretmek≈ create |
| get over | iyileşmek; toparlanmak≈ pull through, recover |
| give rise to | yol açmak; ile sonuçlanmak≈ lead to, result in |
| go down | düşmek; azalmak≈ drop, dwindle, fall, plummet |
| go off | bozulmak≈ spoil |
| go through | geçirmek; maruz kalmak; yaşamak≈ experience, undergo |
| go up | yükselmek; artmak≈ elevate, increase, rise |
| grasp | anlamak; kavramak≈ conceive, perceive, understand |
| grow | büyümek; gelişmek≈ expand |
| guarantee | garanti etmek≈ ensure |
| guess | tahmin etmek |
| halt | durdurmak; sonlandırmak≈ cease, discontinue |
| hand down | nesilden nesile aktarmak≈ pass down |
| happen | meydana gelmek≈ occur, take place |
| harbour a virus | virüs barındırmak |
| harvest | hasat etmek; doku almak |
| hasten | acele etmek≈ hurry |
| heal | tedavi etmek; iyileştirmek≈ cure, remedy, treat |
| hinder | engellemek; baskılamak≈ inhibit |
| hurry | acele etmek≈ hasten |
| identify | tanımlamak; belirlemek |
| ignore | görmezden gelmek≈ neglect |
| illustrate | göstermek≈ demonstrate |
| imitate | kopyalamak; taklit etmek≈ duplicate, mimic, replicate, simulate |
| immigrate | göç etmek≈ migrate |
| impair | işlevini bozmak; zayıflatmak≈ deteriorate, impede |
| impede | engellemek; güçleştirmek≈ deteriorate, impair |
| implement | yapmak; gerçekleştirmek; yerine getirmek≈ carry out, do, fulfil, perform |
| imply | ima etmek≈ suggest |
| increase | artmak; artırmak≈ elevate, go up, rise |
| induce | neden olmak; tetiklemek; başlatmak≈ commence, embark, initiate, launch, start, trigger |
| infer | çıkarım yapmak≈ deduce |
| inherit | miras almak; kalıtımla edinmek |
| inhibit | engellemek; baskılamak≈ hinder |
| initiate | başlatmak≈ commence, embark, induce, launch, start, trigger |
| interpret | yorumlamak |
| intervene | müdahale etmek |
| invade | işgal etmek≈ occupy |
| irrigate | sulamak; dokuyu veya yarayı yıkamak |
| justify | haklı çıkarmak≈ defend, warrant |
| keep up with | ayak uydurmak; yetişmek |
| launch | başlatmak≈ commence, embark, induce, initiate, start, trigger |
| lead to | yol açmak; ile sonuçlanmak≈ give rise to, result in |
| legislate | yasa çıkarmak; yasalaştırmak |
| lessen | azalmak; azaltmak≈ curb, decrease, diminish, reduce |
| lick | yalamak |
| line up | sıralamak; sıraya girmek≈ align |
| liquefy | sıvılaştırmak; sıvılaşmak |
| list | listelemek≈ enumerate |
| locate | bulmak≈ find |
| long for | özlem duymak; arzulamak≈ crave for |
| maintain | sürdürmek; savunmak; ileri sürmek≈ sustain |
| manage to | başarmak |
| migrate | göç etmek; yer değiştirmek≈ immigrate |
| mimic | kopyalamak; taklit etmek≈ duplicate, imitate, replicate |
| miscarry | düşük yapmak |
| mistake for | ile karıştırmak; sanmak |
| mitigate | hafifletmek; azaltmak; rahatlatmak≈ ease, relieve |
| modify | değiştirmek; değişime uğramak≈ alter, amend, change, mutate |
| mutate | değiştirmek; değişime uğramak≈ alter, change, modify |
| necessitate | gerektirmek≈ call for, require |
| neglect | ihmal etmek≈ ignore |
| notice | farkına varmak; fark etmek≈ realize |
| nourish | beslemek |
| object to | itiraz etmek; karşı çıkmak |
| occupy | işgal etmek≈ invade |
| occur | meydana gelmek≈ happen, take place |
| omit | atlamak; hariç tutmak≈ exclude |
| oppress | baskılamak≈ suppress |
| overcome | üstesinden gelmek; yenmek |
| overlook | gözden kaçırmak; göz ardı etmek |
| pass away | ölmek; hayatını kaybetmek≈ decease |
| pass down | nesilden nesile aktarmak≈ hand down |
| pass out | bayılmak≈ faint |
| perceive | algılamak; kavramak; anlamak≈ conceive, grasp, understand |
| perform | yapmak; gerçekleştirmek; yerine getirmek; uygulamak≈ carry out, do, fulfil, implement |
| perish | ölmek; yok olmak; çürümek |
| plummet | hızla düşmek≈ drop, dwindle, fall, go down |
| pose a problem | sorun teşkil etmek; sorun oluşturmak |
| pour | dökmek≈ spill |
| predict | tahmin etmek; öngörmek≈ estimate, foreshadow |
| present with | bir belirti veya bulguyla başvurmak |
| present with high fever | yüksek ateşle başvurmak |
| process fiil, isim | işlemek; işlem; süreç |
| produce | üretmek≈ yield |
| progress | ilerlemek |
| prohibit | yasaklamak≈ ban, forbid |
| proliferate | çoğalmak; hızla artmak |
| prolong | uzatmak |
| promote | teşvik etmek; geliştirmek≈ advance |
| prosper | gelişmek; zenginleşmek |
| protect | korumak≈ conserve |
| provide | sağlamak≈ render |
| provide O2 to tissues | dokulara oksijen sağlamak≈ supply O2 to tissues |
| provoke | uyandırmak; tetiklemek≈ arouse, stimulate a feeling |
| pull through | iyileşmek; toparlanmak≈ get over, recover |
| pursue | takip etmek≈ follow |
| put on | giymek; takmak |
| raise a question | soru ortaya atmak; soru uyandırmak |
| raise objection | itiraz etmek; itiraz uyandırmak |
| realize | farkına varmak; fark etmek≈ notice |
| recall | hatırlamak; geri çağırmak≈ recollect, remember, retrieve |
| receive | almak |
| recollect | hatırlamak; geri çağırmak≈ recall, remember, retrieve |
| recommend | tavsiye etmek; önermek≈ advise, suggest |
| reconcile | uzlaştırmak; yeniden bir araya getirmek |
| recover | iyileşmek; toparlanmak≈ get over, pull through, recuperate |
| recuperate | iyileşmek; toparlanmak≈ recover |
| recur | tekrarlamak; nüksetmek≈ relapse, repeat |
| reduce | azaltmak≈ curb, decrease, diminish, lessen |
| refer | atfetmek; ilişkilendirmek≈ associate, attribute |
| refrain from smoking | sigara içmekten kaçınmak≈ abstain from smoking, avoid smoking |
| regard | olarak görmek; kabul etmek≈ acknowledge, consider, view |
| regress | gerilemek |
| regressed | gerilemiş |
| rehabilitate | rehabilite etmek; işlevini yeniden kazandırmak |
| reinforce | güçlendirmek≈ strengthen |
| relapse | tekrarlamak; nüksetmek≈ recur, repeat |
| release | salmak; salgılamak |
| relieve | hafifletmek; azaltmak; rahatlatmak≈ ease, mitigate |
| rely | güvenmek≈ depend |
| rely on | güvenmek; bağlı olmak≈ depend on |
| remedy | tedavi etmek; iyileştirmek≈ cure, heal, treat |
| remember | hatırlamak; geri çağırmak≈ recall, recollect, retrieve |
| remove | kaldırmak≈ eliminate |
| render | hale getirmek; sağlamak; sunmak≈ provide |
| renounce | vazgeçmek≈ abandon |
| repeal | iptal etmek≈ revoke |
| repeat | tekrarlamak; nüksetmek≈ recur, relapse |
| replicate | kopyalamak; taklit etmek≈ duplicate, imitate, mimic |
| reproach | kınamak; sitem etmek≈ criticize |
| require | gerektirmek≈ call for, necessitate |
| reside | ikamet etmek; bulunmak |
| resolve | çözmek≈ settle, solve |
| resort to | başvurmak; çare olarak kullanmak |
| resort to amputation | amputasyona başvurmak |
| respect | saygı duymak |
| respond | tepki vermek; yanıtlamak |
| restore | eski haline getirmek; yeniden kazandırmak |
| restrict | sınırlamak; kısıtlamak; sınırlandırmak≈ confine |
| result in | yol açmak; ile sonuçlanmak≈ give rise to, lead to |
| retain | tutmak; muhafaza etmek |
| retrieve | hatırlamak; geri çağırmak≈ recall, recollect, remember |
| reveal | açığa çıkarmak≈ disclose |
| reverse | tersine çevirmek; geri döndürmek |
| revert | eski durumuna dönmek≈ regression |
| revoke | iptal etmek; geri almak≈ repeal |
| rise | yükselmek; artmak≈ elevate, go up, increase |
| see | görmek |
| send | iletmek; göndermek≈ convey, transmit |
| serve as | işlevi görmek≈ act as, function as |
| settle | çözmek≈ resolve, solve |
| shield | korumak; kalkan olmak |
| simulate | taklit etmek≈ imitate |
| slice | dilimlemek |
| slide | kaymak; kaydırmak |
| solve | çözmek≈ resolve, settle |
| specify | belirtmek≈ define |
| spill | dökmek≈ pour |
| spit | tükürmek |
| spoil | bozmak; aksatmak; bozulmak≈ disrupt, disturb, go off |
| start | başlatmak≈ commence, embark, induce, initiate, launch, trigger |
| starve | açlık çekmek |
| steer | yönlendirmek≈ direct |
| stimulate | teşvik etmek≈ encourage |
| stimulate a feeling | uyandırmak; tetiklemek≈ arouse, provoke |
| store | depolamak; saklamak |
| streamline | sadeleştirmek; verimli hale getirmek≈ facilitate |
| strengthen | güçlendirmek≈ augment, boost, empower, fortify, reinforce |
| strive | mücadele etmek; çabalamak≈ struggle |
| struggle | mücadele etmek; çabalamak≈ strive |
| subject to | maruz bırakmak; tabi tutmak≈ expose |
| suck | emmek |
| sue | dava açmak |
| suffer from | muzdarip olmak |
| suggest | önermek; işaret etmek; göstermek≈ advise, imply, recommend |
| supply O2 to tissues | dokulara oksijen sağlamak≈ provide O2 to tissues |
| suppose | varsaymak≈ assume |
| suppress | baskılamak≈ oppress |
| surpass | aşmak; geride bırakmak |
| survive | hayatta kalmak; sağ çıkmak |
| suspend | durdurmak; askıya almak; kesmek |
| sustain | sürdürmek; muhafaza etmek≈ maintain |
| swallow | yutmak |
| sweep away | ortadan kaldırmak; yok etmek≈ eliminate, eradicate, wipe out |
| tackle | ele almak; üstesinden gelmeye çalışmak≈ undertake |
| tailor | ihtiyaca göre tasarlamak; uyarlamak≈ customize, devise, engineer |
| take measures | önlem almak≈ take precaution |
| take place | meydana gelmek≈ happen, occur |
| take precaution | önlem almak≈ take measures |
| test | sınamak; test etmek≈ challenge |
| transmit | iletmek; göndermek; bulaştırmak≈ convey, send |
| treat | tedavi etmek; iyileştirmek; davranmak≈ cure, heal, remedy |
| trigger | başlatmak≈ commence, embark, induce, initiate, launch, start |
| undergo | geçirmek; maruz kalmak; yaşamak≈ experience, go through |
| undermine | zayıflatmak; baltalamak≈ aggravate, degrade, deteriorate, weaken, worsen |
| understand | anlamak; kavramak≈ conceive, grasp, perceive |
| undertake | üstlenmek≈ tackle |
| untie | çözmek |
| use | kullanmak≈ employ, utilise, utilize |
| utilise | kullanmak≈ use |
| utilize | kullanmak≈ employ, use |
| vanish | kaybolmak; yok olmak≈ disappear |
| view | olarak görmek; kabul etmek≈ acknowledge, consider, regard |
| warrant | gerektirmek; haklı kılmak; garanti etmek≈ justify |
| weaken | zayıflatmak≈ undermine |
| wear | yıpranmak; yıpratmak≈ wear out |
| wear clothes | giysi giymek |
| wear makeup | makyaj yapmak; makyajlı olmak |
| wear out | yıpranmak; yıpratmak≈ wear |
| wipe out | ortadan kaldırmak; yok etmek≈ eliminate, eradicate, sweep away |
| withdraw | geri çekilmek; içine kapanmak; kesmek |
| worsen | kötüleşmek; kötüleştirmek≈ aggravate, degrade, deteriorate, undermine |
| yield | vermek; üretmek≈ produce |
| yield results | sonuç vermek |
İsimler (Nouns)230 kelime
| İngilizce | Türkçe anlamı |
|---|---|
| abortion | kürtaj; gebeliğin sonlandırılması |
| abuse | kötüye kullanım; istismar |
| account | hesap |
| address isim, fiil | adres; ele almak; değinmek |
| adolescent | ergen |
| adult | yetişkin |
| adverse effect | yan etki; istenmeyen etki≈ side effect |
| agenda | gündem |
| agitation | huzursuzluk≈ unrest |
| ailment | rahatsızlık; hastalık |
| aim | amaç; hedef≈ objective |
| alcohol consumption | alkol tüketimi |
| ally | müttefik; ortak≈ partner |
| alteration | değişiklik≈ change, modification |
| approach | yaklaşım |
| assumption | varsayım≈ belief |
| attitude | tutum≈ viewpoint |
| average age | ortalama yaş≈ mean age |
| award | ödül; hibe≈ grant |
| basis | temel; esas |
| bear isim, fiil | ayı; katlanmak; taşımak |
| belief | inanç; kanaat≈ assumption |
| beverage | içecek |
| bias | önyargı≈ prejudice |
| blast | patlama |
| border | sınır; kenar≈ margin |
| boundary | sınır |
| broadening | genişletme; genişleme |
| burden | yük≈ load |
| capability | yetenek; kapasite≈ capacity |
| capacity | kapasite≈ capability |
| cessation of drug | ilacın kesilmesi; ilaç kullanımının sonlandırılması |
| child | çocuk |
| child abuse | çocuk istismarı |
| choice | seçenek≈ option |
| clash | çatışma≈ conflict |
| cohort | kohort; aynı özelliği paylaşan grup≈ generation |
| compliance | uyum; uyma |
| comprehension | anlama; kavrama |
| conclusion | sonuç |
| condition | durum; koşul≈ situation |
| confidence | güven; özgüven |
| conflict | çatışma≈ clash |
| congestion | tıkanıklık; konjesyon |
| consent | rıza; onam |
| consumption | tüketim |
| controversy | tartışma; anlaşmazlık≈ dispute |
| counterargument | karşı argüman≈ rebuttal |
| counterpart | muadil; karşılık≈ equivalent, substitute |
| course of therapy | tedavinin seyri; tedavi süreci |
| criteria | kriterler≈ standards |
| daily beverage need | günlük içecek ihtiyacı |
| decade | on yıl |
| deception | aldatma; yanıltma |
| deficiency | eksiklik; yetersizlik; yoksunluk≈ deprivation, lack, shortage |
| delirium | deliryum; bilinç bulanıklığı |
| delusion | sanrı; yanlış inanış |
| deprivation | eksiklik; yetersizlik; yoksunluk≈ deficiency, lack, shortage |
| diet | diyet; beslenme düzeni≈ regimen |
| differentiation | farklılaşma; ayırt etme |
| digestion | sindirim |
| dilemma | ikilem |
| discrimination | ayrımcılık |
| dismay | üzüntü≈ distress |
| dispute | tartışma; anlaşmazlık≈ controversy |
| distress | sıkıntı; üzüntü≈ dismay |
| diversion | saptırma; yön değiştirme |
| dizziness | baş dönmesi |
| DNA sequence | DNA dizisi |
| dominance | üstünlük; hâkimiyet≈ supremacy |
| drug | ilaç |
| drug abuse | ilaç veya madde kötüye kullanımı |
| drug intervention | ilaçla müdahale |
| effort | çaba≈ exertion |
| emblem | simge; amblem≈ symbol |
| energy | enerji≈ vitality |
| engagement | katılım; bağlılık≈ involvement |
| equivalent | eşdeğer≈ counterpart, substitute |
| example | örnek≈ instance |
| exertion | çaba≈ effort |
| expansion | genişleme≈ extension |
| extension | uzantı; genişletme≈ expansion |
| famine | kıtlık≈ starvation |
| feature | özellik≈ pattern, quality, trait |
| flashes | ışık çakmaları |
| floaters | görüş alanında uçuşan cisimcikler |
| fluctuation | dalgalanma |
| framework | çerçeve≈ infrastructure, structure |
| gender | cinsiyet≈ sex |
| generation | nesil≈ cohort |
| genetic code | genetik kod |
| grant | hibe; bağış≈ award |
| healer | şifa veren kişi; iyileştirici |
| health establishment | sağlık kurumu |
| health infrastructure | sağlık altyapısı |
| herbicides | yabancı ot ilaçları |
| humidity | nem≈ moisture |
| idea | fikir≈ notion |
| illusion | yanılsama; göz yanılması |
| inability | yapamama; yetersizlik |
| income | gelir≈ revenue |
| individuals | bireyler |
| infant | bebek |
| infrastructure | altyapı≈ framework |
| ingestion | besin veya madde alımı; yutma |
| insanity | akıl sağlığı bozukluğu |
| instance | örnek≈ example |
| instinct | içgüdü |
| intake | alım |
| intervention | müdahale |
| involvement | tutulum; katılım≈ engagement |
| job | iş; görev≈ task |
| labor | doğum eylemi; doğum sancısı |
| lack | eksiklik; yetersizlik; yoksunluk≈ deficiency, deprivation, shortage |
| life expectancy | beklenen yaşam süresi |
| life span | yaşam süresi; ömür |
| load | yük≈ burden |
| logic | mantık≈ rationale, reasoning |
| malfunction | arıza; işlev bozukluğu |
| margin | kenar; pay; marj≈ border |
| matter | madde≈ substance |
| mean age | ortalama yaş≈ average age |
| means | yöntem; araç |
| means of therapy | tedavi yöntemi |
| measure isim, fiil | ölçü; önlem; ölçmek |
| medium isim, sıfat | orta≈ modality, moderate |
| memory enhancement | hafızanın geliştirilmesi |
| modality | yöntem; araç≈ medium |
| modification | değişiklik; uyarlama≈ alteration |
| moisture | nem≈ humidity |
| mood swings | duygu durum değişimleri |
| motive | güdü; gerekçe≈ reason |
| notion | fikir≈ idea |
| objection | itiraz |
| objective | amaç; hedef≈ aim |
| obstructions | engeller; tıkanıklıklar |
| offspring | yavru; çocuk |
| operating theatre | ameliyathane |
| opponent | rakip; karşıt |
| option | seçenek≈ choice |
| order | sıra; düzen≈ sequence |
| outcome | sonuç≈ result |
| paradox | paradoks; çelişki |
| parties | taraflar |
| partner | ortak≈ ally |
| pattern | örüntü; desen≈ feature, quality, trait, trend |
| perspective | perspektif≈ viewpoint |
| pesticides | zararlılarla mücadele ilaçları |
| physician | hekim; doktor |
| plan | plan≈ scheme |
| plant | bitki |
| poverty | yoksulluk |
| precaution | önlem; tedbir |
| precursor to | öncül; habercisi |
| prejudice | önyargı≈ bias |
| prescription | reçete |
| productive cough | balgamlı öksürük |
| proliferation | çoğalma; hızlı artış |
| promising results | umut vadeden sonuçlar |
| proponent | savunucu; destekçi |
| proportion | oran≈ ratio |
| protein | protein |
| pulse | nabız |
| quality | nitelik; kalite≈ feature, pattern, trait |
| range | aralık; kapsam≈ scope |
| ratio | oran≈ proportion |
| rationale | gerekçe; mantıksal temel≈ logic |
| reason | neden; gerekçe≈ motive |
| reasoning | akıl yürütme≈ logic |
| rebuttal | karşı sav; çürütme≈ counterargument |
| recession | gerileme; durgunluk |
| regimen | rejim; tedavi veya kullanım düzeni≈ diet |
| regression | gerileme≈ revert |
| repose | dinlenme≈ rest |
| response | tepki; yanıt |
| rest | dinlenme≈ repose |
| result | sonuç≈ outcome |
| revenue | gelir≈ income |
| scheme | plan≈ plan |
| scope | kapsam≈ range |
| secession | ayrılma≈ withdrawal |
| self-esteem | öz saygı |
| sequence | sıra≈ order |
| sex | cinsiyet≈ gender |
| shortage | eksiklik; yetersizlik; yoksunluk≈ deficiency, deprivation, lack |
| show isim, fiil | gösteri; göstermek≈ spectacle |
| side effect | yan etki; istenmeyen etki≈ adverse effect |
| significance | önem; anlamlılık |
| situation | durum; koşul≈ condition |
| spectacle | gösteri≈ show |
| stain isim, fiil | leke; boya; boyamak |
| standards | standartlar; ölçütler≈ criteria |
| starvation | açlık≈ famine |
| strain isim, fiil | zorlanma; suş; zorlamak; germek |
| structure | yapı≈ framework |
| subject | denek; konu |
| substance | madde≈ matter |
| substance use | madde kullanımı |
| substitute | yerine geçen; ikame≈ counterpart, equivalent |
| successor | halef; ardından gelen kişi |
| suicide | intihar |
| supplement | takviye; destek |
| supremacy | üstünlük≈ dominance |
| symbol | simge≈ emblem |
| task | görev≈ job |
| tear isim, fiil | gözyaşı; yırtık; yırtmak; yırtılmak |
| the last resort | son çare |
| the present condition | mevcut durum |
| threat | tehdit |
| toddler | yeni yürümeye başlayan küçük çocuk |
| trait | özellik≈ feature, pattern, quality |
| transit | geçiş≈ transport |
| transmitted disease | bulaşan hastalık |
| transport | taşıma; nakletmek≈ transit |
| trend | eğilim≈ pattern |
| trial | deneme; klinik araştırma |
| ultimate care | en üst düzey bakım; özen |
| unease | huzursuzluk; rahatsızlık |
| unrest | huzursuzluk≈ agitation |
| uptake | alım; tutulma |
| viewpoint | bakış açısı≈ attitude, perspective |
| virus strain | virüs suşu |
| vision | görme; görüş |
| vitality | canlılık≈ energy |
| welfare | refah≈ well-being |
| well-being | esenlik; refah≈ welfare |
| will | irade; istek |
| withdrawal | geri çekilme; yoksunluk≈ secession |
| withdrawal syndromes | yoksunluk sendromları |
| wound | yara |
Sıfatlar (Adjectives)191 kelime
| İngilizce | Türkçe anlamı |
|---|---|
| abrupt | ani≈ sudden |
| abundant | bol≈ profuse |
| accurate | doğru; isabetli≈ precise |
| acquired | sonradan edinilmiş |
| acute | akut; ani; şiddetli |
| adequate | yeterli≈ sufficient |
| adverse | olumsuz; zararlı |
| affiliated with | ile ilişkili; bağlantılı≈ associated with, linked with, related to, tied to |
| afflicted with | bir hastalıktan muzdarip |
| altruistic | özgeci; fedakâr≈ selfless |
| ambiguous | belirsiz≈ unclear |
| ambivalent | ikircikli; çelişkili duygular taşıyan≈ mixed |
| annual | yıllık≈ yearly |
| apathetic | ilgisiz; kayıtsız≈ indifferent |
| apparent | açık≈ obvious |
| approximate | yaklaşık≈ estimate |
| arable | tarıma elverişli |
| arcane | gizemli≈ mysterious |
| arising | ortaya çıkan≈ emerging |
| aromatic | aromatik≈ fragrant |
| associated with | ile ilişkili; bağlantılı≈ affiliated with, linked with, related to, tied to |
| avoidable | kaçınılabilir |
| awaiting | bekleyen≈ pending |
| aware | farkında; bilinçli≈ conscious |
| barren | kısır; infertil≈ infertile |
| basic | temel≈ fundamental |
| clear | açık; anlaşılır≈ explicit |
| cognitive | bilişsel |
| compatible | uyumlu |
| comprehensive | kapsamlı |
| compulsory | zorunlu≈ mandatory, obligatory |
| conscious | farkında; bilinçli≈ aware |
| consecutive | ardışık; art arda gelen |
| consistent | tutarlı; istikrarlı |
| contentious | tartışmalı≈ disputable |
| conventional | geleneksel≈ standard |
| corrupt | yolsuz≈ dishonest |
| cultural | kültürel≈ ethnic |
| curable | tedavi edilebilir |
| demoralized | morali bozulmuş; hayal kırıklığına uğramış≈ frustrated |
| dense | yoğun≈ intensive |
| detailed | ayrıntılı |
| different | çeşitli; farklı≈ various |
| discrete | ayrı≈ separate |
| dishonest | dürüst olmayan≈ corrupt |
| disputable | tartışmaya açık≈ contentious |
| diverse | çeşitli≈ varied |
| eager | hevesli≈ keen |
| elusive | kavranması veya yakalanması güç |
| emerging | ortaya çıkan≈ arising |
| empathetic | empatik≈ understanding |
| empirical | deneysel; gözleme dayalı |
| enough | yeterli≈ sufficient |
| essential | temel; gerekli≈ indispensable |
| ethnic | etnik≈ cultural |
| eventual | nihai; sonunda gerçekleşen≈ ultimate |
| exact | kesin; tam≈ precise |
| exaggerated | abartılı≈ melodramatic |
| excessive | aşırı |
| exhilarating | heyecan verici≈ thrilling |
| explicit | açık≈ clear |
| extinct | nesli tükenmiş; yok olmuş |
| extreme | aşırı |
| extrovert sıfat, isim | dışa dönük kişi; dışa dönük |
| fertile | doğurgan; verimli |
| following | sonraki; izleyen≈ subsequent |
| fragile | kırılgan; hassas |
| fragmentary | parçalı; eksik |
| fragrant | hoş kokulu≈ aromatic |
| free of charge | ücretsiz |
| frustrated | morali bozulmuş; hayal kırıklığına uğramış≈ demoralized |
| fundamental | temel≈ basic |
| good | iyi |
| healing | iyileştirici; iyileşme≈ restorative |
| hypothetical | hipotetik≈ theoretical |
| ignorant | bilgisiz; cahil |
| immediate | hemen olan; derhal |
| impartial | tarafsız≈ neutral |
| imperative | zorunlu≈ mandatory |
| impure | saf olmayan; katışık |
| inadequate | yetersiz≈ insufficient |
| inborn | doğuştan gelen≈ innate |
| incompatible | uyumsuz |
| indifferent | kayıtsız≈ apathetic |
| indigenous | yerli≈ native |
| indiscriminate | rastgele≈ random |
| indispensable | vazgeçilmez≈ essential |
| indistinct | belirsiz≈ unclear |
| inevitable | kaçınılmaz≈ unavoidable |
| infertile | kısır; infertil≈ barren |
| infinite | sonsuz; bitmeyen |
| inhuman | insanlık dışı |
| innate | doğuştan gelen≈ inborn |
| innocent | masum≈ naïve |
| innumerable | sayısız |
| insane | akıl sağlığı bozuk |
| insanitary | sağlıksız; hijyenik olmayan |
| instinctive | içgüdüsel |
| insufficient | yetersiz≈ inadequate |
| intensive | yoğun≈ dense |
| introvert sıfat, isim | içe dönük kişi; içe dönük |
| invisible | görünmez |
| keen | hevesli≈ eager |
| liable for | sorumlu≈ responsible for |
| liberal | liberal≈ progressive |
| linked with | ile ilişkili; bağlantılı≈ affiliated with, associated with, related to, tied to |
| logical | mantıklı≈ rational |
| mandatory | zorunlu≈ compulsory, imperative, obligatory |
| mature | olgun |
| melodramatic | melodramatik≈ exaggerated |
| meticulous | titiz≈ painstaking |
| mild | hafif≈ soft |
| mixed | karışık≈ ambivalent |
| moderate | orta dereceli≈ medium |
| mysterious | gizemli≈ arcane |
| native | yerli≈ indigenous |
| naïve | naif≈ innocent |
| negligent | ihmalkâr |
| neutral | tarafsız≈ impartial |
| non-transparent | saydam olmayan≈ opaque |
| novel | yeni; özgün |
| null | geçersiz≈ void |
| obligatory | zorunlu≈ compulsory, mandatory |
| obsolete | modası geçmiş≈ outdated |
| obvious | açık; bariz≈ apparent |
| opaque | opak≈ non-transparent |
| outdated | güncelliğini yitirmiş≈ obsolete |
| painstaking | titiz≈ meticulous, rigorous |
| pale | solgun |
| pending | bekleyen≈ awaiting |
| persistent | kalıcı; geçmeyen; ısrarcı≈ tenacious |
| precise | kesin≈ accurate, exact |
| predictive of | öngördüren; habercisi olan |
| predisposed to | yatkın; duyarlı≈ prone to, susceptible to |
| present sıfat, fiil | mevcut; şimdiki; sunmak; başvurmak |
| probiotic sıfat, isim | probiyotik |
| productive | üretken |
| profuse | bol≈ abundant |
| progressive | ilerici; ilerleyen≈ liberal |
| promising | umut vadeden |
| prompt | hızlı; gecikmeksizin yapılan |
| prone to | yatkın; duyarlı≈ predisposed to, susceptible to |
| pure | saf |
| random | rastgele≈ indiscriminate |
| rational | mantıklı≈ logical |
| related to | ile ilişkili; bağlantılı≈ affiliated with, associated with, linked with, tied to |
| respectful | saygılı |
| respective | ilgili; her birine ait |
| responsible for | sorumlu≈ liable for |
| restorative | iyileştirici≈ healing |
| rigorous | titiz; sıkı≈ painstaking |
| sceptical | şüpheci |
| selfless | fedakâr≈ altruistic |
| sensitive to | duyarlı; hassas |
| separable | ayrılabilir |
| separate | ayrı≈ discrete |
| serious | ciddi≈ severe |
| severe | şiddetli≈ serious |
| simultaneous | eş zamanlı≈ synchronized |
| soft | yumuşak≈ mild |
| sophisticated | gelişmiş; sofistike≈ urbane |
| stable | sabit≈ steady |
| standard | standart≈ conventional |
| steady | istikrarlı; sabit≈ stable |
| subsequent | sonraki; ardından gelen≈ following |
| successful | başarılı |
| successive | ardışık; birbirini izleyen |
| sudden | ani≈ abrupt |
| sufficient | yeterli≈ adequate, enough |
| susceptible to | yatkın; duyarlı≈ predisposed to, prone to |
| synchronized | senkronize≈ simultaneous |
| tenacious | ısrarcı; azimli≈ persistent |
| theoretical | kuramsal≈ hypothetical |
| thrilling | heyecan verici≈ exhilarating |
| tied to | ile ilişkili; bağlantılı≈ affiliated with, associated with, linked with, related to |
| ultimate | nihai; sonunda gerçekleşen≈ eventual |
| unavoidable | kaçınılmaz≈ inevitable |
| unaware | farkında olmayan |
| unaware of the dangers | tehlikelerin farkında olmayan |
| unclear | belirsiz; anlaşılmaz≈ ambiguous, indistinct |
| understanding | anlayışlı≈ empathetic |
| urbane | görgülü; zarif; nazik≈ sophisticated |
| varied | çeşitli≈ diverse |
| various | çeşitli; farklı≈ different |
| viable | yaşayabilir; uygulanabilir |
| visible | görünür |
| vital | yaşamsal; hayati |
| vivid | canlı |
| void | geçersiz; boş≈ null |
| willing | istekli |
| yearly | yıllık≈ annual |
Zarflar, Bağlaçlar ve Kalıplar34 kelime
| İngilizce | Türkçe anlamı |
|---|---|
| a few belirleyici | birkaç |
| a little belirleyici | biraz |
| although bağlaç | -mesine rağmen≈ even though, though |
| as in this case edat/kalıp | bu örnekte olduğu gibi |
| at rest edat/kalıp | dinlenme halinde |
| but bağlaç | ama; ancak; yine de≈ however, still, yet |
| by + v-ing edat/kalıp | -erek; -arak; yaparak |
| comparatively zarf | nispeten; göreceli olarak≈ relatively |
| compared to edat/kalıp | ile karşılaştırıldığında |
| consequently zarf | bu nedenle≈ therefore |
| deep down zarf | içten içe; derinlerde |
| essentially zarf | esasen; temel olarak≈ fundamentally |
| even though bağlaç | -mesine rağmen≈ although, though |
| few belirleyici | çok az; neredeyse hiç |
| fundamentally zarf | temel olarak≈ essentially |
| hence zarf | bu yüzden≈ thus |
| however bağlaç | ama; ancak; yine de≈ but, still, yet |
| in + v-ing edat/kalıp | -mede; -mada; yapmada |
| in conclusion zarf | sonuç olarak |
| little belirleyici | çok az; neredeyse hiç |
| on a regular basis zarf | düzenli olarak |
| on exertion edat/kalıp | efor sırasında |
| partly zarf | kısmen |
| relatively zarf | nispeten; göreceli olarak≈ comparatively |
| so zarf | böyle; bu şekilde |
| still bağlaç, sıfat | ama; ancak; yine de; hareketsiz≈ but, however, yet |
| such belirleyici | böyle; bu tür |
| such as edat/kalıp | gibi; örneğin |
| thanks to edat/kalıp | sayesinde |
| therefore zarf | bu nedenle≈ consequently |
| though bağlaç | -mesine rağmen≈ although, even though |
| thus zarf | böylece; bu nedenle≈ hence |
| whether bağlaç | olup olmadığını; yapıp yapmadığını |
| yet bağlaç | ama; ancak; yine de≈ but, however, still |
Bu aramayla eşleşen kelime yok. Kelimenin kökünü yazmayı deneyin (ör. “reduc”).
YÖKDİL Sağlık Kelime Listesi (PDF, 23 sayfa)
857 kelimenin tamamı, 95 eş anlamlı grup ve çalışma önerileri. Yazdırıp çalışabilir, telefonunuza kaydedebilirsiniz.
Eş anlamlı kelime grupları: birlikte öğrenin
Derslerimizde bu kelimeleri gruplar hâlinde öğretiyoruz. Grubu tanımak, çeviri ve okuma sorularında aynı fikrin farklı kelimelerle yazıldığını hemen fark etmenizi sağlar. Grupların her bağlamda birebir eş anlamlı olmadığını unutmayın; kelimeyi cümle içinde kontrol edin.
- ama: still · yet · but · however
- ani: abrupt · sudden
- anlamak: understand · conceive · perceive · grasp
- artırmak: augment · fortify · strengthen · empower · boost
- artmak: increase · rise · elevate · go up
- atfetmek: attribute · refer · associate
- azaltmak: reduce · decrease · diminish · curb · lessen
- başarmak: achieve · accomplish
- başlatmak: initiate · start · commence · embark · trigger · launch · induce
- bayılmak: pass out · faint
- birikmek: build up · accumulate
- bozmak: disturb · disrupt · spoil
- bozmak: spoil · go off
- çeşitli: various · different
- çözmek: resolve · settle · solve
- değerlendirmek: assess · evaluate
- değiştirmek: alter · change · modify · mutate
- doğuştan gelen: innate · inborn
- dokulara oksijen sağlamak: provide O2 to tissues · supply O2 to tissues
- dökmek: pour · spill
- durdurmak: halt · cease · discontinue
- durum: situation · condition
- düşmek: drop · fall · go down · dwindle · plummet
- edinmek: acquire · attain
- eksiklik: lack · shortage · deficiency · deprivation
- engellemek: hinder · inhibit
- farkına varmak: realize · notice
- farkında: aware · conscious
- geçirmek: undergo · experience · go through
- gerektirmek: require · call for · necessitate
- görevden almak: dismiss · discharge
- güvenmek: rely on · depend on
- hafif: mild · soft
- hafifletmek: mitigate · ease · relieve
- hatırlamak: retrieve · recall · remember · recollect
- ihtiyaca göre tasarlamak: tailor · engineer · devise · customize
- iletmek: convey · send · transmit
- ile ilişkili: associated with · related to · tied to · affiliated with · linked with
- işlevini bozmak: impair · impede · deteriorate
- işlevi görmek: serve as · act as · function as
- iyileşmek: recover · get over · pull through
- kaçınılmaz: inevitable · unavoidable
- karşılaşmak: face · encounter · come across · confront
- kaybolmak: vanish · disappear
- kısır: barren · infertile
- kısıtlamak: confine · restrict
- kopyalamak: replicate · duplicate · imitate · mimic
- kötüleşmek: deteriorate · degrade · undermine · worsen · aggravate
- kullanmak: employ · utilize · use
- madde: matter · substance
- maruz kalmak: be subject to · be exposed to
- meydana gelmek: take place · happen · occur
- morali bozulmuş: demoralized · frustrated
- mücadele etmek: struggle · strive
- nem: humidity · moisture
- nesilden nesile aktarmak: hand down · pass down
- nihai: ultimate · eventual
- nispeten: relatively · comparatively
- olarak görmek: regard · consider · view · acknowledge
- oluşmak: be made up of · be composed of · be comprised of
- ortadan kaldırmak: wipe out · eradicate · sweep away · eliminate
- ortalama yaş: mean age · average age
- orta dereceli: moderate · medium
- ölmek: pass away · decease
- önlem almak: take measures · take precaution
- önyargı: prejudice · bias
- özellik: feature · quality · pattern · trait
- özlem duymak: long for · crave for
- sigara içmekten kaçınmak: abstain from smoking · refrain from smoking · avoid smoking
- sorumlu: responsible for · liable for
- suçlamak: charge with · accuse of · blame for
- şiddetli: severe · serious
- tahmin etmek: forecast · foresee · estimate
- tahmin etmek: estimate · predict
- tartışma: dispute · controversy
- tavsiye etmek: recommend · advise · suggest
- tedavi etmek: heal · cure · treat · remedy
- tekrarlamak: recur · relapse · repeat
- uyandırmak: provoke · arouse · stimulate a feeling
- uyum sağlamak: conform to · adapt to · adjust to · accommodate to
- uzantı: extension · expansion
- varsaymak: assume · suppose
- yan etki: side effect · adverse effect
- yapmak: do · carry out · perform · implement · fulfil
- yasaklamak: ban · prohibit · forbid
- yatkın: susceptible to · prone to · predisposed to
- yerine geçen: substitute · counterpart · equivalent
- yetersiz: inadequate · insufficient
- yıpranmak: wear · wear out
- yoğun: intensive · dense
- yol açmak: result in · give rise to · lead to
- yöntem: modality · medium
- yük: burden · load
- zorunlu: mandatory · obligatory · compulsory
- -mesine rağmen: although · even though · though
Mini kelime testi: kendinizi deneyin
10 Soruluk YÖKDİL Sağlık Kelime Testi
Her soruda listeden rastgele bir kelime gelir; doğru Türkçe karşılığı seçin. Her yeni testte sorular değişir.
YÖKDİL Sağlık kelime çalışması: 6 adımlı yöntem
- Önce çıkmış kelimeler. Listeyi “Yalnızca çıkmış kelimeler” filtresiyle açın ve her gün 25–30 kelimeyle başlayın.
- Kelimeyi grubuyla öğrenin. reduce, decrease, diminish, curb, lessen gibi grupları birlikte çalışın; çeviri ve okuma sorularında hız kazanırsınız.
- Edatlı kalıpları bütün olarak ezberleyin. prone to, give rise to, comply with, account for, be exposed to gibi yapılar sınavda edatıyla birlikte sorulur.
- Kelime ailesini çıkarın. Her sıfatın zarfını ve ismini de yazın: sufficient → sufficiently → sufficiency. Zarf soruları bu sayede kolaylaşır.
- Sağlık bağlamında okuyun. present with, undergo, relapse, side effect, life expectancy gibi kelimeleri tıbbi metinlerde görmek, okuma sorularında anlamı hızlı yakalamanızı sağlar.
- Aralıklı tekrar ve test. Kelimelere 1, 3, 7 ve 14 gün sonra yeniden bakın; bu sayfadaki mini testi ve sitedeki kelime testlerini düzenli çözün.
Daha fazlası için: Ücretsiz Kaynaklar
Bu liste başlangıç. Ücretsiz Kaynaklar bölümünde yüzlerce kelime içeriğine, kelime testlerine ve çalışma föylerine ücretsiz üyelikle erişebilirsiniz.
Kelimeleri test ederek pekiştirin: kelime testleri · eş anlam testleri · phrasal verb testleri · fiil testleri · zarf testleri
2027 Mart YÖKDİL Sağlık ve TIPDİL Kursu
Sağlık bilimlerine özel canlı dersler, çıkmış soru analizi, tıbbi kelime çalışması ve haftalık mentor takibiyle hedef puanınıza planlı hazırlanın. Seviyenizi bilmiyorsanız önce ücretsiz seviye testini çözün.
Sık sorulan sorular
YÖKDİL Sağlık'ta kelime soruları hangi bölümde?
Sınavın ilk 20 sorusu kelime ve dil bilgisi sorularıdır; ilk sorular doğrudan kelime sorusudur. 21–30 arasındaki boşluk doldurma parçalarında da kelime, edat ve bağlaç seçimi sorulur. Kelime bilgisi çeviri ve okuma sorularında da belirleyicidir.
YÖKDİL Sağlık kelime listesi PDF nasıl indirilir?
Bu sayfadaki “EK KELİME LİSTESİ İNDİR” butonuna tıklayın. PDF ücretsizdir; 857 kelimenin tamamını, 95 eş anlamlı kelime grubunu ve çalışma önerilerini içerir.
YÖKDİL Sağlık'ta en çok hangi tür kelimeler çıkıyor?
ÖSYM'nin yayımladığı son on örnek kitapçıkta kelime sorularının dördü -ly ile biten zarf sorusu (seçeneklerde precisely, thoroughly, sufficiently gibi kelimeler), üçü akademik isim sorusuydu (prevalence, predisposition, reputation gibi). Fiil ve phrasal verb soruları da çıkıyor.
YÖKDİL Sağlık için kaç kelime bilmek gerekir?
Resmî bir sayı yok. Bu listedeki 857 kelime, çıkmış sorularda ve sağlık metinlerinde sık karşılaşılan akademik kelimeleri kapsıyor. Listeyi eş anlamlılarıyla birlikte bilmek kelime, çeviri ve okuma sorularında güçlü bir temel sağlar.
Çıkmış kelimeler tekrar sorulur mu?
Aynı kelimeler farklı sınavlarda yeniden karşınıza çıkabilir. Örneğin reluctantly, 2023-YÖKDİL/2 ve 2024-YÖKDİL/2 örnek kitapçıklarında kelime sorusunun seçenekleri arasındaydı. Kelimeler ayrıca çeviri ve okuma parçalarında da tekrar geçer.
YÖKDİL Sağlık kelimeleri nasıl çalışılır?
Önce çıkmış kelimelerle başlayın. Kelimeleri eş anlamlı gruplarıyla ve edatlı kalıplarıyla birlikte öğrenin, her sıfatın zarf ve isim hâlini çıkarın, 1, 3, 7 ve 14 gün aralıklarla tekrar edip kelime testi çözün.
Bu kelime listesi TIPDİL için de işe yarar mı?
Evet. Listedeki akademik ve tıbbi kelimeler TIPDİL'de de sık geçer. TIPDİL'e özel kelime çalışması için sitedeki TIPDİL kelime testlerini de çözebilirsiniz.
Kaynaklar
- Kelime listesi: saglikingilizcesi.com “YÖKDİL Sağlık Çıkmış Kelimeler” ve “Kelime Listesi 1” ders materyalleri (Semih Pala)
- ÖSYM – YÖKDİL sınav sayfası
- ÖSYM YÖKDİL İngilizce Sağlık Bilimleri temel soru kitapçıkları: 2026-YÖKDİL/2, 2026-YÖKDİL/1, 2025-YÖKDİL/2, 2025-YÖKDİL/1, 2024-YÖKDİL/2, 2024-YÖKDİL/1, 2023-YÖKDİL/2, 2023-YÖKDİL/1, 2022-YÖKDİL/2, 2022-YÖKDİL/1